KIRBIYIK ALİ EFENDİ

1874 te doğdu,1936 da aramızdan ayrıldı.
Çocukluk merakı,nerede bir olay var bizler oradaydık.
Gördüğümüz olayları abartılı anlatırdık.
Ali hocam binerdi atına,atı giderdi dörtnala,
Yolculuk hangi köye,hangi kasabaya,onu bilemezdik.
Gidişini,gelişini izlerdik,küçük hafiyelerdik,haberleri biz verirdik.
Köyde adı çok geçerdi,herkes saygı duyardı.
Eli kalem tutardı,dili laf yapardı,Ali efendi derlerdi.
Bu ünvan ona özeldi.

Ölümünü duyduk hemen koştuk,mahşeri bir kalabalık vardı.
Dam üzerinden seyrettik,yıkadılar,kefene sardılar,kıldılar namazını.
Her cenaze giderken mezarlığa,hocam götürüldü cami avlusuna.
Köyün kararı idi,vardı bir kerameti,koydular kabrine.
Kuran okundu,dualar edildi,başsağlıkları dilendi.
O şimdi fani,bizler halen hayatta,yıllar geçti aradan,
Anlatmak istedim Ali hocamı anlatamadım,
Kafi değildi kültürüm,yoktu elimde dökümanım.
1947 de anladım kim olduğunu,
Kimse açıp bakmamış karakaplı defterine,
Bizler açıp baktık,gördükki bu bir hazine.
Kıtalar yazmış arap harfleriyle,çıkardık gün ışığına,çok mutlu olduk.
Okudum şiirlerini,ilk okuyan ben oldum,ezberledim bir çoğunu.
Anladım; küçük köyümün büyük insanı olduğunu.
Yayınladık şiirlerini 1947 de Pazarörende,Köy Enstitüleri dergisinde.
Büyük takdir topladı,gururumuz oldu.
Saygılar yardımcı olan müdürümüz Gedikoğluna.

Öykülerini dinledim,yazmak istedim,alim diyenlerde,zalim diyenlerde çıktı.
İtibar etmedim günlük laflara,kişisel hissiyatlara,onun bir kariyeri var.
İşte bende bıraktığı intiba.Ali hocam seni saygı ile anıyorum.
İzin ver,anılarıma alıyorum ve seni anlatıyorum.







 

Sen bir şair,bir şiirsin,köyde doğmuş yücesin.öyle algıladım.
Okudum şiirlerini,etkiledi beni,kimleri etkilemezki,
'Nedir derdin behey yarap' diyor sitem ediyordun
Turnalara sesleniyor,gönlündeki sevgiliye hitap ediyordun.
Pazarörendeki sarı müdürü uyarıyordun.

Dört padişah tanıdın,istibdadı yaşadın,cumhuriyeti benimsedin.
Mücadele adamıydın,yeniliklerde öncüydün,
Taassuba karşı bayrak açtın,hurafelere kafa tuttun.
Okuyandın,yazandın,araştırandın,fakirlikten hoşlanmazdın.
İnsanca yaşamak isterdin,bu yüzden sitem ettin allaha.
Severdin tabiatı ve insanları,nankör değildin.
Bir evlilik yaptın,bir tabuyı yıktın,büyük cesaret işi.
Binerdin atına,dolaşırdın köy köy,kimse bu sırrı bilmezdi.
Rapor ederdin birçok vakaları,verirdin devlete istihbaratı,
Örnek bir çiftçiydin,görürdün ileriyi,yokken köyde tek ağaç,
İlk bahçeyi sen yaptın,ilk meyveyi sen diktin.
Gayen meyve yemek değildi,çevreye örnek olmaktı.
Genç yaşta oğlun Lütfullahı kaybettin,bizlere lütfullah dedin.
Bahçenin meyvelerini çocuklara hibe ettin,
Hangi çocuk o bahçeden meyve yemediki.

Ali hocam,sen bizim gururumuz oldun,bunda yanılmadık,
Doğruları yaptığına inandık,bir rehberve önder olarak gördük.
Yazmak bir sanat işi,kültür işi,hocamın küçük Alisi,
Oda anlatmış dedesini,üç kıtalık şiiriyle
Oda yaren adı vermiş şiirlerine,umarım dedesine layık olur.

Cami avlusunda anıt bir mezar var,
Üzerinde Kırbıyık Ali Efendi diye yazar,
Altında 1874- 1936 tarihleri var.
Bakıp geçiyoruz mezar taşlarına,bunlar neden orada,
Bu kabirler birşeyler anlatıyor bizlere,
Farkındamıyız ,bir tarih yatıyor orada,
Açıp baktıkmı sayfalarına,o tarih seni ifade ediyor.
Sana sesleniyor,o sesleri işitebildinmi?
Onlar benim köyümün insanları,köyümün önderleri.