İSMET AKSOY:GÜLÜMSEYEN ANILARINA 1941 ---- 1979

Seni neden bukadar sevdik bilmiyorum.Galiba sende bizi ve herkesi cok seviyordun.Baktığın her göze pozitif elektirik saçıyordun.Bukadar erkenmi ihanet edecektin seni sevenlere.Bizden yaşca büyüktün ama,bize gösterdiğin saygı öyle büyüktüki.hep utanırdım senin yanında.Seni uzun uzun anlatmak isterdim lakim kalemim senin değerini anlatacak kadar yetenekli değil ne yazıkki.seni bütün kalbimle selamlıyor hatıran önünde saygıyla eğiliyorum.

 

EFENDİ KIRBIYIK:HALA AYNI ŞIKLIKTAMISIN ?

İşte orada duralım.yakışıklımı yakışıklı.Onu fazla tanıyamadınız,gurbetin yolunu ölümü gibi erken tuttu.bize kendisini hep sevdirdi bizde onu sevdik.tertemiz yüzüyle aramızdaymış gibi geliyor insana.hep mesafeliydi candan ve içten gülümserdi.saygıda kusur ettiğini ne duyduk ne gördük.gurbetteki son el sallayışın seni sevenlere uzun bir özlem yolu açtı.Biz senden razıydık umarım sende bizden....Bulundığun yerde hoşca kal sevgili çocuk.HAYDİ BİR DAHA GÜLÜMSE

 

MAKBULE YILDIZ:O BİR HANIM EFENDİYDİ

Bostanlık köyünün zarif,kibar yüregiyle gülümseyen 40 yıllık şehirli görünümünde tam bir hanım efendiydi.Yıllarca yolunu gözlediğin Aslan'ının dönüşünde nasıl mutlu olduğunu gördüm.bu defa sen yalnız bırakıp gittin.ama o seni fazla bekletmedi. ikinci baharınız olsun.izin verde ellerinden öpeyim

 

 

CELAL: SESSİZ AYRILIKSIN SEN 1948 ----1964

Gümüş bibinin büyük oğluydu.nail amcanın nazlı celali.şimdi itiraf ediyorum yakışıklılığını hep kıskandım.Ama seni severek hala merak ediyorum gercekten benden yakışıklımıydın bilemem ama.Cok ince ve düşünceliydin.Oincelik seni kendin gibi ince hastalığa yakalattı.Belizende seninle kavga etmiştik.İkimizde yaman dövüşüyorduk.aralayıcımızda yoktu.tam alnımın ortasında senin tırnak izini yıllarca taşıdım.ne olur bir daha kavga edlim.seni cok özledim.kalbimdesin canım arkadaşım.

 

YAHYA SERBEST:DAĞLARIN ISLIĞI

İnsanın cilesi doğunca başlar derler.orasını bilemeyiz ama,Yahyanın cilesi ölünceye kadar sürdü.yeri gelir coğumuzdan akıllıydı.kızdığı zamanda akıllı denmezdi.elinden eksik etmediği sopasıyla,herkese sıcak herkese dosttu.işte görüyorsun yahya ağbi seni unutmadık.allahın rahmeti üzerine olsun.Dağlardaki sesin bizim kulaklarımızda türkü tadında kalmaya devam edecek

 

MUSTAFA BAYRAM( KEPRİNLİ KARA MUSTAFA) SEN BİZİM VE HEPİMİZİN SESİSİN

Siz dostluk dersinizde.Dostluğun ırmaklarında ıslanmazsınız.sevgiyle bakarsınızda sevemezsiniz.Büyüklenirsiniz ama büyük olmayı beceremezsiniz.Vel hasıl kaleminizin boyası biterde mustafa bayramın engin kişiliğini anlatırken yarı yolda kalırsınız.sen bizim yüreğimizde eskimeyen KÖPRÜ olarak,geçmişten geleceğe saygı ve sevgi köprümüz olarak kalbimizde yaşayacaksın.Unutmadık unutmayacağız.

 

ŞÜKRÜ TEZCAN--BİR İLAÇ YAZARMISIN ? 1951-----1975

Canım bebeğim.seni elimle değil titreyen dudaklarımla yazıyorum.Zamantı arada bir celallenir,birini alır götürür ta uzaklara.Tıp öğrencisiydi 22 yaşında,Raci amcanın ve Saniye bibinin biricik oğullarıydı .25 temmuz 1975 günü gördüğümüz kabusu hala yaşıyoruz .Bir başka üzdün dr. Şükrü.Adeta yüreğimiz yırtıldı.Zamantı seni alıp götürürken sende bizden çok şey götürdün.Zalim Zamantıya bir ilaç yazmadan aramızdan ayrıldın.Giderken el sallamışın arkadaşlarına.İletmek boynumun borcu.(arkadaşlarında sana el sallıyor görebiliyormusun) kalbimin yarısını sende bıraktım bebeğim.Senin hatıranla yaşıyorum.senden bir ricam var,uzun süren acılar için bir recete yazıp gönderirmisin.

 

SAHİN KIRBIYIK--FİKRİMİN İNCE GÜLÜ 1925------1992

Düşünmek insan oğlunun en yüce erdemidir.Anlamaya calışmak metodik bir eylemdir,sormak doğruyu bulmanın temel prensibidir.dinlemek ise bilgenin şifresidir.Galiba şahin kırbıyığı anlatıyorum.hesap kitap adamıydın.Onun içinde ölçmeyi,biçmeyi,tartmayı iş edindin.mütevazi bakkal dükkanının raflarını bilğiylede süsledin.Aşa ekmeğe doydun ama öğrenmeye doymadın.aldığından fazlasını verdin meraklısına.Sana gönül postam ile yeni bilgiler gönderiyorum.sevgili Şahin amcam benim çarıklı kurmayım.Ne kadar sevildiğini biliyormusun.Sevgili dostum

 

RÜŞDÜ ERDEM--YER YÜZÜNDEN BİR MELEK GEÇTİ 1920...198

Siz melekleri neye benzetirsiniz bilemem ama,ben o meleklerden birini çıplak gözle gördüm.yalansız,dolansız,yüreğine kirin ve pasın giremediği birini tanıdım.Sevgili Rüştü amca herkes sözünü,işini,sırrını ve namusunu sana emenet ederken hiç kimseyi yanıltmadın.Elindeki bir lokma ekmeği büyük bir vijdan yüceliğiyle kurtla,kuşla paylaşacak kadar cömerttin.Sana sarılmak,doya doya kucaklamak duygusu yakıyor benligimi.Öpülesi ellerinden bir dudaklık yer ayırırsan cok sevinirim...

 

MEVLUT TEKTAŞ:Cennetteki bostanlıklı---1885---1953

Hatıp’ların Mevlut diye biliriz.Herkesi sevebilecek kadar zengin gönlünün güzelliğini,yüzündeki aydınlık nur haritasından izlerdik.Unutmamamızı istediğinden olacak,biz çocukları dedelerimizin ismiyle çağırırdın.Sevmeyi ve sevilmeyi,farkında olmadan öğrene bilmişsek Mevlut dedenin şefkatli ve babacan izlerini,barış ve sevgi yolunda izlemeye devam edenlerdeniz demektir.Çadıryerinde bostan beklerken ki şirin ve sevimli hayalinle,unutmadıklarımız arasında hep yaşıyorsun.Sana çocuk kalbimden selamlar gönderiyorum.

 

GÜLPEMBE:Temizlik-Tertip-Zarafet

Aşına,işine,titizliğine herkesi hayran bırakırdı.Misafiri gelen biri olursa ilk koşulan ondan başkası olmazdı.Baklavayı, böreği mantıyı önce ona danışırlardı.Gülücüklerini eksik etmediği yüzünün bir tarafında otoriteyi hazır tutardı.Birşeyi kolay beğenmeyen İmirze emmiyi muma çevirirdi.O hiç yaşlanmadan,neş’esinden güler yüzünden hiçbirşey kaybetmeden,ansızın başını alıp gitti.Barış Manço GÜLPEMBE şarkısını sanamı yazdı dersin.çok yakışıyor biliyormusun?Yanağımda bıraktığın öpücüklerin çocuk yüzümde bıraktığı PEMBE sıcaklığı hatıran olarak saklıyorum.Yerin Cennetin Pembe sarayı olsun.

 

 

MAHMUT SERBEST. Allahuvalem

Çıraklar kabilesinin büyüğü,Bostanlığın Mamut ağası idi.Bütün Çıraklar gibi acı biberi severdi.Ama acı sözü asla.7 yıl Amerikada kaldı (1917)Aydınlanma sürecinin Bostanlıktaki ilk’lerindendi.İlk Gazeteyi onun elinde gördük.yeni yazıyı ilk okuyanda Mahmut amcaydı.Kesin yargılı değildi.onun içindirki (allahuvalem) diyerek konuşurdu.Haddimiz olmayarak,ağırbaşlılığına,aydın kişiliğine,nezaketliliğine ve yapıcılığına tam not veriyoruz.Sağol Mahmut amca iyiki seni tanıdık. Toprağına Rahmet yağsın.

 
 

HÜSNÜ BAŞTEKİN: Baş dik göğüs ileride

Hep yalnızları oynardı.Hepimiz gibi arada bir Sefilleri de başarıyla oynardı.Ama ezilmezdi,başını dik tutmasını bilirdi.Gurbet adamıydı.Sahiplenirdi gurbet arkadaşlarını.Dünya iyisi ŞÜKRAN bibiyi kaybedince,ne bu acıya nede buhayata eyvallah etmeyerek,ayagında çıkan basit bir yarayı bahane edip çekip gitti.Dur bile diyemedik.Dedim ya,O bir BAŞ-TEKİN’di. Rahmet seninle olsun.

 

 

VESİLE SERBEST: Son Osmanlı

Hani (Osmanlı kadını )diye bir deyim vardır.Yöneten,taşı gediğine koyan,şamarı iz bırakan,(erkek gibi) tarifine denk gelen kadınlara denir.Hatır sorarken içten,nasihat ederken ikna ediciydi.Güven veren kişiliğiyle,aklı ve mantığı hizaya getiren üniformasız POLİS’ti Her şeyle ve herkesle başa çıkmasını bilirdi.Tek zayıf tarafı oğlu Kadirin numaralarını bir türlü çözemeyişidir.(Hacı emmi’yin un’u yoksa nam'ı var)sözünün Müellifi de Vesile bibidir.Toprağın bol olsun.Merak etme;buralarda ASAYİŞ BERKEMAL

 

MEVLÜT SAMUR : İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

Bir Cumartesi saat 11. Zaman, Abidin ve Durna Samurların evinde en acı tonlarını işledigi gergefini örmeye başlıyor. Doğuştan kalbinin delik oldugu sonradan öğrenilmiş olsada, zaman aldığını geri vermeyecek kadar katı kuralını işletiyor. Masum ve çocuk yüzüyle mevlut, evin ortasında yatıyor. Kendisini görmeye gelen okul arkadaşlarına bakmıyor bile. Durna bibi " Mevlut kalk arkadaşların geldi " diye seslense de, o kimsenin göremediği veda işaretini yaparak sessizliği dahada ağırlaştırıyordu. Bizim Adem özkan'ın 2'ci can arkadaşı, cebinde parası hiç eksik olmadığı için birazda kıskandığı Mevlüt'e, sessiz dünyasında mutluluklar diliyoruz.
 

 

 

 

O ADAM,ADAM GİBİ ADAM - CUMA DÖRTKULAK.

Amacım bu siteye yazı yazmak değil.ama anlatılması gereken . mutlaka ve mutlaka birsey var. Birisi var. O insanları hep güldürdü ama kendis hic gülmezdi.O cok iyi bir komsuydu,ama o karsılığını cok az gördü.O okuma delisiydi.Cocuklarının hep okumasını istedi,aydın insanı severdi.ama o ünüversite bitiren çocuklar goremedi.O,hep calıstı,ilk emekli alandı.Ama buna ömrü vefa etmedi.O hep garipti,ama garipleri kırmadı, üzmedi; garipti, ama kendini hic ezdirmedi (bes adımda sen beri gel sözüne sahit olanlardan biriyim) o insaları gercekten severdi.cünki; insanlığın ölmeyeceğini bilen biriydi.hic hak yemedi, ohep helali sevdi.yokluğu gordü ama hic kimsenin malında gözü olmadı.o hep ileriyi gördü.geleceğe baktı.belki miras bırakmadı, ama kimsenin bırakamayacağı miras bıraktı.O şimdi Ramazan'ı, Aydın'ı , Ufuğu,Selçuğu,Murat'ı, ünüverste bitirmiş 8-10 torununu keske görebilseydi, cebindeki sigara parasını ,ekmek parasını,kitaba veren cocuğunu görseydi.
Benimde üzerimde hakkı olan,cocukluğumun abidesi.Ama değeride anlatmakla telafi edilemeyecek olan sevgili komsumuz,muhterem insan,Allahın rahmetini üzerinden eksiltmemesine dua ettiğimiz.rametli cuma emmi seni yanlış tarif edenlere şimdi nekadar gülüyorsun? ... İSMAİL KIRBIYIK

 

MEDİNE BAŞTEKİN.: (Kuru Medine-şehit kızı)

Onu gördüğünüzde kendi kendine bir şeyler söylerken yakalardınız.ne dediği pek anlaşıl masada konuşurdu.zayıf yapılı olduğu için “kuru”lakabı ile anılırdı.Bulgur pilavı uzmanıydı.EM.Kor general Sedat Tulga 1960 ihtilalinde Kayseri Valisi iken,sulama kanalının temel atma töreninde Köyümüze davet edildi.Dadaş Rifat aşçıbaşıydı ama pilav Medine bibinin usta elleriyle sunuldu.Hüsnü Baştekin’in annesi Medine bibiyi bukadarcıkta olsa yad ettiğimiz için kendimizi mutlu sayıyoruz.

 

RIZA MUCUK: Hanedan

Ağırbaşlı,saygın ve barışçı kişiliği hep ön plandaydı.Sofrasında misafiri eksik olmazdı.Yüzündeki tebessümde öyle.Kavgasız Dövüşsüz bu günlere geldiysek Rıza emmi gibilere borçluyuz.Benden bir HANEDAN’ı uzun uzun anlatmamı istemeyin.Bize bıraktığı iyi mirasın,Rıza amcaya rahmet olarak dönmesi dileğiyle.

 

 

 İRFAN KIRBIYIK :Aristokrat

İçinin görkemli aydınlığı dışına vuran,Temizlik ve şıklığı, yaşam tarzı olarak vazgeçilmezler listesinede en başa yazılmış,Asilzade sınıfının son temsilcisiydi dersem kimse alınmasın.Kızdığı şeyleri herkesin yanında yüksek sesle dile getirir,baş başa kaldığınızda asla çekiştirmezdi.Bu inceliğine defalarca şahit olanlardanım.Verdiği’nin reklamını yapmaya tenezzül edenlerden değildi.Küçük düşürmenin cüce ruhlara ait olduğunu bilenlerdendi.Bu değerleri ,yanında götürmeyip çocuklarına miras olarak bıraktığını bilmek bizlere de pay bıraktığı anlamı taşır.Ünlü kahkahaların kulaklarımızda yaşarken,Aziz ruhuna Rahmet diliyoruz

 

TAHSİN POLAT – Kıdemli Muhtar

Uzun yıllar Bostanlık köyünün muhtarlığını yaptı. Bu süre zarfında ağırbaşlı ve hesaplı kişiliği ile hem Bostanlık’ın hem de civar köylerin saygınlığını kazandı. Öylesine hesaplıydı ki kimse onun hangi partiye oy verdiğini bile bilemezdi. Her duruma ve kişiye karşı mesafeli durmasını bilirdi. Bugünkü okulumuzun yapımında, sulama kanalının hayata geçirilmesinde büyük emekleri ve hizmetleri olmuştur.
Muhtarlığa yakıştığın gibi, cennete de yakın olman dileğiyle, Rahmet üzerinde olsun…

 

BEKİR AVŞAR ..AĞIR SIKLET

Davullar Yumruk Havası çalıyor. İri ve kemikli vücuduyla yumruk havası çalan davulların olduğu her yerde bulunurdu. Bostanlıkta kahkahası en uzaklardan duyulabilen kişiydi. Bulunduğu yerde sohbetin tadına doyum olmazdı. Yüksek insanlığı, alçak gönüllülüğü bizleri besleyen değerlerindendi. Bir dönem muhtarlığımızı yapan Koca Bekir amcamızı hizmetleriyle anarken, yedi köyün yumruklarıyla yıkamadığı bu değerli insana yürekten selamlar gönderiyoruz. Sen hiç yıkılmadın…
 

 

DURAN DEİREZEN –İmamın güler yüzlüsü

Köyün imamlşığıı Arif Hoca ile birlikte nöbetleşe yaparlardı. İmamların kendilerini ağırdan satmalarına karşılık Duran Hoca’mız neşeli espirili kişiliğiyle dikkatimizi çekti. Son derece zeki, önsezileri yüksek biri olarak tanıdığımız hocamızın ellerinden öper rahmet dileriz.
 

 

 

(HACI) AHMET ATILGAN – İri yarı ama kibar

İri yarı cüssesiyle köyümüzün en sempatik ve nazik gençlerindendi. Sürekli şakalaşır, muziplik yapar ama asla kavga etmezdi. O herkesin Hacı Ahmet’iydi Mersin Astsubay Hazırlama Okulunu kazanarak ilk subayımız oldu. Erken vefatı onu aramızdan ayırsa da gönüllerimizden ayıramadı. Sevgili dostum sen de bizleri unutmamışsındır. Senin kurduğun futbol takımının Toklardan on bir gol yediğini unutma. (sene 1961)

 

FATMA AYDEMİR (KELGİNLİ) – Kadın Tarihçi

Gerçekten tarih kitapları kadar zengindi Bostanlık’ın tarihi ve geçmişiyle ilgili bilgisi. Bostanlık’ta Hamit, Mehmet ,Sait Aydemir ve Cennet hanım gibi değerli kişilerin annesiydi. Yaptığı tekerelemeler ve nasihatlerinin tutarlılığı herkesi etkilerdi. O bir başka Osmanlı’sıydı Bostanlık’ın. Sen de unutmadıklarımızdansın.

 

 

MUSTAFA-GAZİ SERBEST : Hüzün ve COŞKU

Eğer yalnızlıkla hesaplaşa bilseydi,onu daha fazla tanıma şansınız olurdu.Yalnızken iç dünyasının sessizliğine bürünürdü..Dostlarıyla olduğunda ise coşkusuna ve keyfine yetişilmezdi.Duygusal ve merhametliydi.Baba mesleği dişçiliğin son temsilcisi olduğu gibi avcılarında son piriydi.Keklik tutkusu et’i için değil sesi için yaptığı avlardandı.En büyük tutkusu ise eşi Kadef teyzemdi.Vicdanına, başkalarının hakkına,hukukuna ve saygılı hayatına karşlık,yaratanında cenneti ödül olarak vermesi dileğiyle el sallıyoruz.Kekliklerde çekip gitmişler yokluğunda.

 

 

EMİR YILDIZ :YILDIZLARDA KAYAR :

Yapıcı,basiretli,olgun ve sıcak kanlı bir İnsan olarak,Muhterem kimliğini hak etmiş değerli büyüklerimizin başında gelir.Yüksek hoşgörü ve aklıselimin simgesi olarak saygınlık kazandı.
Büyüklerdense biz küçükleri daha çok sever,sevgisini eksik etmezdi.10 Erkek evladı olduğu halde kimseye zulüm etmedi,ettirmedi.Büyük yüreğinde kin ve nefret gibi küçük şeyler taşımadığı için,alkışlarla selamlıyoruz.Hayır seninle olsun.

 

 

DİLBER ERDEM: DAHA KÜÇÜKTÜ Yaşı 14 ‘tü

Çocukluk arkadaşım,ablam,bazen de kavgalım.O kadar uzun zaman oldu ki,çok azımız hatırlar seni.Rüştü Erdemin yeğeni Recep Erdemin kız kardeşiydi.Zararlı çıkacagını bile bile beni kızdırırdı.Ölümü yüregimin derinliklerinde depreşir durur.Seni incittigim zamanlar için af dilemiyeceğim.sen beni öyle severdin.Sana hoşçakal bile demiyorum.Çünkü sen buradasın canım ablacığım.Yüreğimde güzellik adına ne varsa sana gönderiyorum.üşüme tamamı.?

 

HACI SERBEST :BU TERAZİ DOĞRU TARTAR:

Bir dönem Köyümüzün Muhtarlığını yaptı.Eli gibi aklıda çalışırdı.Kendisisini ön plana çıkarmayı sevmezdi ama Bostanlık” Hacı emmi”sine gözünde ve gönlünde hak ettiği tahtı vermiştir.Vesile bibinin “Hacım” diyerek ayrı bir değer kattığı bu değerli insana,Bostanlığa kattıklarından ve iyi komşuluğundan dolayı minnet ve şükranlarımızı gönderiyoruz.

 

İSMAİL HAKKI AKSOY- BİR BAŞKA ÇOCUK

Keprin’deki Bostanlıklı Uzun Mehmet’in sonuncu oğlu ve ailesinin sevgilisi İsmail Hakkı. Arkadaşlığından çok zevk aldığımız İsmail’imizi bir kaza sonucu kaybettik. O bizi unuttu mu bilmem ama biz onu ve içimizde kalan sıcaklığını hiç unutmadık. Seni bir daha hatırlasınlar istedim. Kayseri’deki güzel günlerimizin anısına sana binlerce selam gönderiyorum. Unutmadık

 

 

NECATİ KIRBIYIK...NAMAZ ZAMANI

Bostanlık’ın ilkler bölümüne en çalışkan olarak Hacı Seyfullah yazılmış. Necati emmimiz de olabilir di. Boş durmayı hiç sevmezdi. Şemsisiyle çok mutluydu. Bizim gözümüzde hep değerli saygıya layık, kendi halinde bir insan olan Necati emmi’yi iyiliğinin ve çalışkanlığının bedeli olarak her zaman yakın olduğu Allah’a emanet ediyoruz. Sen hala Yunus’u merak ediyorsundur biliyoruz; iyidir iyi.

 
 

LÜTFÜ bizleri bağışlamanı diliyoruz.AKSOY – KİMMİŞ DELİ

Bazı insanlar doğuştan başına buyruk yaratılırlar. Lütfü Aksoy’un bu hercailiği adının deliye çıkmasına sebep oldu. Bazen asıl deliler akıllılara deli der. Lütfü biz “akıllılar” gibi kendisini hayatın içine hapsetmedi, kendine kurallar koymadı. Eğer sabır aklın harcı ise, Lütfü son derece sabırlı aynı zamanda mert birisi olarak aramızda yaşadı. Kendisine seni unutmadık olur mu diyor, seni anlamakta zorluk çeken

 

HAYRULLAH POLAT :Tarife Uygun

Tanrı önce efendiliğin tanımını yapmış,sonrada Hayrullah Polat’ı örnek olarak yaratmış.Şaka yapmadan duramazdı.Uslu uslu yanınıza gelir, çaktırmadan kolunuzu çimdikleyerek işe başlardı. Köyün ortasında tam bir curcuna başlatır. Yaklaşana basardı çimdiği.Kısa yaşadı ama insanlığına yakıştırdı bu kısa ömrü.O uğursuz kazaya LANET ETMEK yerine,Hayrullah ağabeye Rahmet dilemekten başka çaremiz yok.Seni ÇOK ÇOK PEK ÇOK sevmiştik.

 

BAYRAM TEKTAS - BİR ACININ HİKAYESİ

Evet bayram ne diyecegimi bilemiyorum okadar erken gittinki aniden veda bile edmeden arkana bakmadan gitin .gittin ama bak seni bu gün bile unutmadik seni vede unutmayacagiz.bayram yani feramiz emminin oglu bayram.cileyi daha cocuk yasta tanisti bayram ,hic güldügünü görmedim bayramım devamli hüzünlüydü bayram.dogarken aglamis derler ya bayram dogarken de aglamıs ama ölünce herkesi aglattın bayram,bayram seni anlatmaya kelimeler yetmiyor , biliyorum su an cennette bizleri seyrediyorsun sanirim orda yüzün gülüyor sende bizi unutma bayram arkadasim allah ruhunu sad etsin.zülgani serbest

 

NURİ SAMUR: ARABIN NURİ

Pehlivan yapılı cüssesiyle Arz-ı endam eylerdi. Çalışkan, hoş sohbet, yerinde güler yüzlü, yerinde şakacı biriydi. Hatır saymasını bilir, hatırını saydırırdı. Çocuklarına ilgisi, bir çok kişiden daha fazlaydı. Uzun sayılabilecek bir ömrü tüketirken, Arabın Nuri adını hafızalarımıza kazıdı. Hacı Nuri Samura, mekanı cennet olsun dileklerimizi, Allahtan niyaz ederiz

 

HASİBE GÜRBÜZ :İYİ VE FEDAKAR

Hasibe bibimiz,örnek ve fedakar bir annenin,iyi komşuluğun,vefa ve erdem gibi değerlerin hakkını vererek yaşadığı hayatını,imkanı nispetinde cömert,kanat ve kol geren, merhamet timsali bir değer olarak sürdürdü.Verdigini gizli verir sözünü açık açık söylerdi..Hacı Hasibe bibimizi,Allah’ın kucaklayıcı sonsuz rahmetine emanet ediyoruz.

 

KİRAZ SERBEST...SAYGININ ADI

Güldü mü gözlerinin içi gülerdi.Cana yakın,sevimlimi sevimli bir kadındı.Çırakların gelini,Endem’in Ablasıydı Hep güler yüzlü ve derli toplu hali kalmış aklımda.Seni hatırlamadan geçemezdim.Bin kere selamlar.

 

ABİDİN SAMUR: RA-Dİ-KAL

Fikir ve düşünceleri kolay kolay kimseyle uyuşmazdı.Bunun sebebi aksiliğinden yada inatçılığından değildi.Kaba ve dar görüşlere duyduğu tepkidendi.Öğrenmeyi ve bir şeyler öğreneceği kişileri çok severdi.Uzun lafın kısası,Abidin emmi yenilikçiydi.Kendi zamanının ortalama aydınlarındandı.Arasıra,bağırıp çağırır Köyü velveleye verirdi ama,Yerinde gönül almayı bilir,özrünü de dilerdi.Gençlerle oturup kalkmayı seven,hepgenç kaldığına inandığımız Abidin emmiye EN taze ve en genç selamlar gönderiyoruz.

 

ARİF ERDOGAN-HOCA

Yıllarca köyümüzde imamlık yaptı. Kimseyi öteki diye ayırmayan saf bir imamlık örneği gösterdi. Bugunku örneklere baktığımız zaman bu görevi hakkıyla yaptığını geç de olsa anlamış bulunuyoruz. Onu yüce rabbimizin anladığını bilerek rahmet diliyoruz.

 

 

BEKİR ONAT....KÖTÜLÜK BİLMEZ

Abdurrahmanlar’ın Bekir adını anan, ya da duyan birinin kafasından mutlaka şunlar geçerdi.
Yalansız, hakkı- Hakk-a teslim eden, hiçbir zaman hiçbir komşusuna ‘’öf’’ dedirtmemiş bir insanlık abidesidir. Evet, Bekir amcamız kızdığı zaman bile gözlerinin içi gülerdi. Benim aklımın yetmediği ‘’neden elinden düşürmediği bir sopayla gezerdi ? ‘’ Sevgili Bekir Amca sen eline, diline yakışan güzellikleri taşıyarak yaşadın. Cennetin sana en yakın yer olduğunu bilerek sana rahmet diliyoruz. İyi ki seni tanıdık.

 

MİRZA ERDEM : KIRAN GİRSİN

Sonuna kadar içtiği sigarayı dudakları arsındı ısrarla tutarken,”Şu Münifeyle Kadefin çocuklarına kıran girmiyor mu”? derkenki dertli halini görmek çok hoşumuza giderdi.Kimsenin işine,lafına,sözüne karışmazdı.Hep iyi bir komşu olarak kendini saydırdı.Nalbantlık mesleğinin hem ilki hem de sonuncusuydu.Hürmet ve saygılarımızı sunarız.
 

 

 

MAHMUT TEZCAN...GÖNÜLLERİN BEKCİSİ

Biz kendimizi tanımaya başladığımız yaşlarda,Mahmut amcamız Kayseriye Taşınmıştı.Çocukluğumda uyandırdığı saygının
sonucu görev yaptığı emniyette sık sık ziyaret ederdim.Orada gösterdiği yakınlık,sevgi ve nasihatlar,beni hep etkilemiştir.
Hakkında sızlanan,olumsuz düşünen tek bir Bostanlıklı hatırlamadığımı söylersem,Mahmut Tezcan amcamızı uzun uzun yazmayada gerek kalmaz.Ali Çavuş gibi değerli birinin oğlu olarak, onu hakkıyla temsil ederek sevgi ve hürmet duyduğumuz kişiler listesinin başına ekliyoruz.Umarrım seni çok rahatsız eden boyun kireçlenmesinden şikayetin kalmamıştır.En içten rahmet dileklerimizle.
 

 
 

MUZAFFER GÜLER :SU GİBİ BERRAK

Sevgili Muzaffer amca;O kadar sıkıntı,çile ve ekmek derdi içinde nasılneşeli,şakacı,hoşgörülühatta muzip olabiliyordun.
Senin güzel yanlarını buraya sığdıramıyacağımı bilmeni isterim.Büyükle büyük küçükle küçük olurken,ne kadar içten ve temizdin.Yüreğimize kattığın saflığa ve temizliğe binlerce teşekkür.Seni gerçekten çok sevdik.Unutmadık .

 

HACI ATILGAN :KÜÇÜKTÜ

Merak ettiniz değilmi kimdir Hacı Atılgan?Ziya atılganın ilk oğluydu.Dünya tatlısı hacının yüzünü bu günkü gibi hatırlıyorum.1956 yılında aniden yakalandığı dayanılmaz sancılar.iki saat içinde onu aramızdan alıverdi.O zamanlar adli tıp falan olmadıgından Saplıcan (SATLICAN )denilerek Köyümüzü büyük acılara gark ederek gidiverdi.Sevgili Hacı SEni unutmadık.7 yaşındaki küçük bedenin huzur içinde olsun.

 
 

MÜKREMİN DEMİREZEN :A B C

"Bana bir kelime öğretenin kulu kölesi olurum."
Tam 37 yedi yıl.Bostanlıklı bir Eğitmen olarak,Yüzlrce okur yazar,Melek sahibi,Orta okullu,Liseli ,Üniversiteli insana emeği geçti. Mezarından kalkıp,bizlere ne yaşıyor diye soracak olursan; "Yüzlerce Mükremin Demirezen yaşıyor"cevabını alırsın.Yetmezmi

 

NUSRET TEKDEMİR :NO 33 (KEPRİNLİ ARKADAŞIM)

Askeri orta sanat okulunu aynı yıl birlikte kazandık.Aynı sınıfta,aynı yemekhanede,aynı koğuşta üç yıl bir elmanın iki yarısı gibiydik.Tarih ve Türkçeden verdiğim kopyaları memnuniyetle alırdı ama matematikten kopya istediğimde hiç oralı olmazdı.Anatamirde 7 yıl birlikte çalıştk.Gece Lisesine başlayınca öğretmenine aşık oldu.Tam bir kara sevdaydı ve umutsuzdu.Bu aşk,Nusretimizi sevenlere ağır bir bedel olarak ödettirildi.Terbiyeli,Centilmen ve yüksek karekterli Haydar'ımızı kim unutursa unutsun biz her zaman hatırlayacağız,

 

MAHMUT AYDEMİR :İllallah

Hamit,Mehmet,Sait Aydemirin ve Cennet hanımın babaları.Namazına düşkünlüğü ile tanıdım.Her sabah namazı öncesi abdest alırken,"İllallah"sözünü öyle içten ve yüksek sesle söylerdiki,3- 4 yaşındaki ben,anlamını bilmediğim için müthiş korkardım.Bizlere dünya iyisi çocuklar bırakyı.Mahmut amcamıza,İbadetlerinin karşılığını vermesi dileğiyle Allahtan bol bol rahmet diliyoruz.
 

 
 

FETHULLAH SERBEST . film gibi

Ruhunun güzellikleri,Dünyanın kirliliğiyle uyuşmayan,Kendisinde olmayanı verecek kadar cömert,en zor anlarında bile neş'e kaynağı olabilen,sevecen biriydi.Fikralara konu ölabilecek espirili bir hayatı,gurbette hemşehrilerine karşı fedakarlığı ile tanımaktan mutlu olduğumuz bu güzel insanı sevgiyle ve rahmetle anıyoruz.

 

 

NAİL MUCUK : İLKLER İLKLER

Başını ilk o açtı,İlk kısa kollu gömleği onda gördük,İlk saz ustamızda Nail amcaydı.İlk saat tamircisi ve ilk takım elbise giyenlerden biride o idi.İlk rakı şişesini de onun elinde gördük.Başına buyruk.Yiğit,beyefendi,çelebi ruhlu.velhasıl güzel ve değerli insan nail amcamıza şapka çıkartıyorum.Allahtan rahmet dileklerimizle.

 

AHMET GÜRCİOĞLU-TİVRİZİN OĞLU

Hani heresin kendine has bir gülüşü vardır ya arasıra bunu insanlara gösterirler...Ama o yüzünden hiç eksik etmediği tebessümü bazen öyle güzel gösterirdiki gözünü kapatır içinden katıla katıla gülerdi onu hep gülümsemesiyle hatırlamak bize herkesi sevdiğini göstermiyormu?Hemde herkese akraba kadar yakın olduğunu uanlatmıyormu? Çocukluğumun bakkalı köyün hesap uzmanı,kendine has mantığı,olaylara bakış açısı hep farklı bir insan,işini bir adım ötesine bakarak yapan adam,bizde onu öyle sevdikki,o hep kalbimizde vezir olarak kaldı...Çamura düşsede değerini yitirmeyen altın gibi...Bir altın kalpli adam..Rahmetin sonsuz olsun.......ismail kırbıyık

 

 

HACELİ AVŞAR-KÖYÜN HAFIZI

"Bir hırka Bir lokma" yeter diyebilecek kaç kişi sayabilirizki ondan başka,Görmüş Geçirmiş Dersim hareketinde haceli çacuş olarak bulnmuş hatta ırak sınırına kadar gitmiş memleketin o günkü durumunu o müthiş hafızasıyla resmetmiş,yokluklar hayattan onu bezdirmemiş,bütün tecrübelerini her fırsatta herkesle paylaşmayı seven adam; herkese ait doğuö,ölüm ve başka olaylarda ondan sorulurdu hatta kendi çocuğunun doğumunuda ondan soranlarda olurdu,eski deyimle Vakay-i Vünüs tarih yazan adam itibarını bilgisiyle kazanmış bu dervişe bizim allahtan dileyeceğimiz az gelir zannederim...Bizde rahmeti rahmetle çarpıp isteyelim,küstürmemek için...Nur içinde Yatsın....ismail kırbıyık

 
 

HACI CUMA GÜRBÜZ-HALK PARTİLİ

"yazılmayan tarih" diye bir özdeyiş varya,yazan yapana sadık kalarak bu siteye bu yazıyı yazacak biri çıkmalı hemde birkaç kişi,benim kültür coğrafyamda onu anlatmaya yetecek birikim yok.Memleketin tarihi yazılırken nasıl mücadele etmişse bostanlık fitne savaşını ortadan kaldırmakta ona düşmüş.Her insana nasip olmayacak bir vakarla yeni karanlıklara giden yollara barikatlar kurmuş,şerre kafa tutan bu erdemli insandan hatırladığım, köye gelenleri misafir etmeyi sever,kimseye bırakmazdı...birde "biz halk partılıyık" sözleri var.hayır o gerçekten HAK partili imiş...birde geride bıraktıkları,Allah'ın rahmetine sığınmış insanları,Saygıyla anarken bu yazıyı onu iyi tanıyanlar devam etmeli...ismail kırbıyık

 

 

İSMAİL ERDOĞAN-BIYIKLI

Hep dik durdu,dik yürüdü elindeki o meşhur demir baston gibi,eğilmedi bükülmedi,hem gözünü daldan budaktan,hem sözünün en yakınıda olsa haklıdan yana sakınmadan,doğruları hep doğru idi,kimseye karşı ucuz politika yapmadı.Karakteri,ilkelerini bozduracak,hiçbir tavır takındırmadı.Tarihe kaydedilen o meşhur "Sen ne iyi adamsın R...." sözünüde son saatinde bile söyleyecek kadar cesaretli ismail emmi,pırlanta gibi değerli mirası,karakterli evlatlar bırakarak gitti...Ruhu Şad olsun...ismail kırbıyık

 
 

NUSRET (MÜSET ) DEMİREZEN : FİLİNTA GİBİ

Delikanlılık yıllarına tanık olduğumuz, aklımıza hala genç ve zarif haliyle resmedilmiş,İnsan kimliğinin en saygın değerlerini taşıyan, beyefendi ve sıcak Müset abimiz, istisna değerlerimizdendi. İçinin güzelligini yüzünde taşıyan kıymetli varlığımız Müset ağabeyi tanımış olmayı bir ayrıcalık kabul ederken, Aziz hatırasına,kendi tarzında gülücükler gönderiyoruz. Ruhun şad olsun.

 
 

İSMAİL AVŞAR : NE BİTMEZ GURBETİN VARMIŞ

Tertemiz yüzünden eksik etmediği tebessümlerin, gönüllerimizde bıraktığı izler, Kontrata bağlanmış, geri dönüşü olmayan yolculuğu çıksada,bizim anılarımızda silinmeyen değerler olarak kaldı. Çok erken denile bilecek bir yaşta,aramızdan ayrılan değerli ve kadirşinas arkadaşımız İsmaili,Rahmet dilekleriyle bir daha anıyoruz.

 

ASLAN YILDIZ : BEŞ YILDIZLIK HAYAT

Uzun yıllar mecburi bir gurbetin sabır gerektiren acılarını tüketip,evine döndükten sonra tanıdık onu.Farkında olmadan içim ısındı.Öylesine olgun öylesine içten ve sade buldum ki,aramızdaki yaş farkına rağmen arkadaş olduk.İsminizin arkasına " efendi "kelimesini eklemeyi zarif uslubuyla hiç bir zaman ihmal etmedi. Makbule bibiy le bir birine yakışan nadir iki insan olarak,onları el ele görür gibiyim. Rahmet üstünden eksik olmasın.
 

 

H.MUSTAFA AYDEMİR : İYİLİĞİN MUHASEBESİ

Açlığın ve yoksulluğun ölümlere sebep olduğu yıllarda,Muhasebecisi olduğu maden işletmesinde,ayırım yapmadan bir çok köylümüze ekmek kapısı açarak,Zor günlerde insanımıza değerli katkılar sağladı. Hepsinin sigortalanması sonucu emekli olmalarına temel hazırladı. Ağır başlı,olgun ve hesaplı kişiliği ile Köyümüzü onurlandırmış biri olarak,tevazu ve alçak gönüllülüğün simgesi olan bu değerli insanı saygıyla anıyoruz

 

ZİYA ATILGAN : YAVRU ACISI

Sekiz yaşlarında bir evladını kaybetmenin, telafisi olmayan acılarıyla sağlığını kaybetti. Buna rağmen çalışkanlığından ve hayatla inatlaşmaktan sonuna kadar vaz geçmedi. Kendi halinde hakkına ve kaderine razı olarak acılı yüreğinin peşinden gitti.Kendisine rahmet ve saygı dileklerimizi sunuyoruz.
 

 
 

HÜSEYİN ZEHİR : MÜZİSYEN

Hayatının ayrılmaz bir parçası olan, Tomarza köylerinin ve köylülerimizin "DÜDÜK "dediği Zurnanın Türkiye çapında üstadıydı. Nefesli müzik aletlerinin en yaygını olan Zurnayı bizlere sevdiren kişidir. Gerçekten mert, saygı değer ve sohbet ehli varlığıyla kendisini sevdirdi. Hürmet sana, rahmet sana olsun ÜSSÜN emmi.

 
 

MEHMET DEMİREZEN: KARA MEMET

Köyümüzün renkli kişiliklerinden biriydi.Sözünü esirgemeyen ,Söyleyeceklerini yüksek sesle dile getiren,sevdiklerini çok seven, hatır ve gönül adamıydı.Mehmet ağabeyimizde aramızdan erken kaçmayı tercih edenlerdendi. Değerli hatırasına ve dobra dobra kişiliğine saygılarımızı ve rahmet dileklerimizi iletiyoruz.

 

ADİL ALBAYRAK : LÜTFEN SESSİZLİK

                         Bir gölge gibi sessiz, iç dünyasının zenginlikleriyle yaşadı.İyilik ve saflıkta, bir elmanın ikiyarısı gibiydi. Doğru ve Dürüst bir çizginin ne sagı na ne de solu na geçti. Adına uygun İnsan ve saygı değer Adil Albayrak'ı Hürmet ve saygıyla anıyoruz.

 

 

AZGIN AKSOY : UZUN YOLCULUK

Adı azgındı. Ama ahlakı tam tersine Bostanlık'ın berrak suları gibi tertemizdi. Uzun boyunu yıkacak yöntemleri bulmayan kader, onu ''yıldırımla'' yıkmayı denedi ve başarı. Nazlım ve gönül adamı Azgın agabeyimizi Bostanlığın degerli bir üyesi olarak tanıdık ve sevdik. Kendisine uzun uzun selamlar gönderiyoruz.

 
 

ŞÜKRÜ AKSOY :ŞİRİN ÇOCUK

İstemem çalma kapımı ölüm
Açmam, ben ölecek adam değilim.''
Cahit S.Taranca'nın bu dizeleri sevgili Şükrüyü yakalayan ölümün ne kadar arsız olduğunu anlamaya bir defa daha yetti.Ölümün yakışmadığı, hayat dolu, insanlık denizi gönlünden yüzümüze sevgi güven ve mutluluk veren, bir kaç milyon kere milyon insan...Şükrü Aksoy'u gercekten cok özleyeceğiz.Selam ve rahmet sana olsun.

 
 

ŞÜKRÜ SAMUR :SAKİN OL

Çabuk ateşlenirdi.Bagırıp çağırırdı.Ama kimseyle kavgası ve küskünlüğü olmazdı. Asıl yüreğini göstermeyi bir türlü beceremedi. Kendisiyle defalarca sohbet etmiş biri olarak, sakladığı güzel yüreğini çıkarıp okuma imkanı bulanlardan biriyim. Hürmet ve saygılar sana gitsin Şükrü amca.

 
 

ASLAN DEMİREZEN : DİĞER ADI İNSAN

Değerli olduğu kadar,her türlü saygıyı ve sevgiyi hak eden, kısacık ömür heybesini kocaman ve tertemiz yüreğiyle dolduran, kardeşimiz Aslan unutmadıklarımızdan biridir. Yukarıdan aşağıya değil,Aşağıdan yukarıya bakan İnsan kimliği,anılarımızda kalacak en belirgin özelliği olacaktır. Kendisini en içten dua larımızla selamlıyoruz

 
 

HAMDİ YÜKSEL : GÖNÜLLERİ ÖRDÜ

Bir Bostanlıklı olarak, en iyi duvarcı ustalarından olmasının yanında,Mesleğinde ve yaşamında, Erdemliliği en üst seviyede tutan biri olarak tanıdık.İLkeliliği,güveni ve saygıyı,yaptığı duvarlar gibi Gönüllerimize ördü. Hamdi amcayı o hep gülümseyen yüzüyle hatırlarken, Allahtan rahmetini bol eylemesini diliyoruz.

 

BEKİR GÖKER : AŞIK

Ozan, Gezgin, başı dik, hazır cevap. Okur yazar değil, lakin fazlası var. Gemilerde deniz aşırı bir çok ülkeyi tayfa olarak gezdi. Şaşırtıcı bir mantık adamıydı. Anında söylediği "taşlama"larıyla "Aşık" lakabı ile anılır oldu. "Karınca ezmez" tabirini libas gibi kendisine yakıştırdığımızı söylüyor,Rahmet üzerinde olsun diyoruz.

 
 

TALİP DEMİREZEN : DELİ YÜREK.

Pehlivan vari bedeninde kendisinden daha büyük bir yürek taşıyan, babacan tavırlarıyla kendini sevdiren, sıcak kanlı ve heyecanlı davranışlarıyla,dahada sevimlileşen Talip ağabeyi gerçekten özledik. Son ve uzun yolculuğunda,kendisini dilediği güzellikler de bulması temennisiyle,Allaha emanet ediyoruz.

 
 

KUDDUSİ ATILGAN : EĞİTMEN

Pazarören köy enstitüsüne gitti. İlkokul mezunu olmadığı için,kısa bir eğitim ve öğrenim görerek eğitmen olarak yetiştirildi.Bir süre eğitmenlik yaptı. Konuşurken içtenlikle gülümser,eksik etmediği kahkahalarıyla gönülleri aydınlatırdı.Kin ve nefretin yaklaşamadığı tertemiz yüreğiyle
Aklıselim'i birleştiren bu değerli büyüğügümüz, bütün kalbimizle değer verdiklerimizden biri olarak anılarımızda yaşayacak. Selam olsun.

 

ŞEVKİ YILDIZ : YAKIŞIKLI ADAM

Bostanlığın bir başka pehlivan yapılı adamıydı. Hoş sohbet,herkesle iyi ilişkiler içinde, saygın bir üyesiydi köyümüzün.Ağustos 1966 yılında yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamıyarak gen sayılacak bir yaşta aramızdan ayrıldı. Rahmet onunla osun derken, saygılarımızı bir defa daha kabrine gönderiyoruz
 

 

ÖMER DEMİREZEN: ELİ SOPALI

Saflığın doruğunda,günaha yer olmayan masum ve çıkarsız dünyasında bizlerle yaşamaya alıştı.Gözlerinde çirkinliğin ve riyanın bulunmadığı melek bakışlarıyla ,elinden eksik etmediği sopasıyla Ömer amcamızı unutmadık. Ellerinden öpüyoruz.
 

 

BAHRİ SERBEST : AH İSTANBUL

Bostanlıktayken bile bir İstanbul beyefendisiydi. İstanbulun çekip elimizden aldığı Bahri ağabey,Samimi ve yalansız dünyasını üstün insanlığı ve yardım severliligiyle tavizsiz sürdürdü.Hayatında incittiği, hayal kırıklığına uğrattığı tek bir insan olabileceğini düşünmek, onu hiç tanımamak gibi olur. Durgun denizlerin üzerinde parlayan yakamozlar gibi, ışıklı yüreğini bizlere sevdirdiğin için sana teşekkür etmek, değeriyin karşılığı olmasada, daha güzel sözler bilmediğim için,gerisini yakın olduğuna inandığım Yaratana havale ediyorum. Selam değerli İNSAN.

 

 

RACİ TEZCAN :YÜZÜ GİBİ İÇİDE GÜZEL

Seni yazmak içn kaç defa niyet ettiysem başaramadım. Çünkü ,senin için iyi veya kötü demenin bir anlamı olmadığını biliyorum. Sen son cenaze törenin yapıldığı gün değil, yıllar öncesinde ölümlerin en acısını yaşayarak aramızdan ayrılmıştın. Şimdi mutlu ve huzurlu olduğundan hiç şüphemiz yok. Kaybettiğini bulmanın sevincini doyasıya çıkartmaya devam et. Acılarıyın dinmiş olması bir nebze olsada bizleride mutlu etti. Sana muhabbetlerimizi iletirken Şükrünün gözlerinden Saniye bibinin ellerinden öperiz.
 

 

KENAN VURAL : F 16

Sevgili Kenan, Canı tez,hızlı ve hareketli yapısısına uygun olarak,bir f16 gibi ,gençliğini de yanına alıp bulutların üstünden uçup gitti. Kenanımızı kaybetmenin acısını, Fevzi amcanın biz yaşıtlarına bakışında görmek bir başka üzüntü kaynağımız olageldi. Gözlerimizden uzak olması bile, gönüllerimizdeki yerini, şok eden yokluğunu unutturamadı. Gönül parselimizde doldurulamayan bir yere, senin gülümseyen, aceleci cismini bir güzel yerleştirdik. Allaha emanet ol GENÇ Kenanımız.
 

 

ALİ ALTINOK : TEK TÜFEK

Tek Ailelik bir kabile reisiydi. Sevgili Endem altınok'un babasıydı. Varlığını hissettiren,hatırını saydıran muhterem bir insandı. Hakkında olumsuz bir şey söylenemiyeceğine göre, iyi iyi yanlarını sıralamaya gerek yok diye düşünüyorum. (Sağır ) Ali amcayı iyililikleri duyan, Kulaklarını kötülüklere kapatmış biri olarak, unutmıadıklarımız listesinde ve yüreğimizin bir yerlerinde yaşatmayı borç bildik. Toprağına rahmet yağmurları yağsın.
 

 

TEMEL AKSOY : TEMEL İNSAN

Temel amca; okadar uzun zaman oldu ki,ne bir selam ne bir hatır sormadın. Yine öyle içten yine öyle sevimlimisin? Sen Bostanlıkta insanlığın ve dotluğun temeli " hayat dolu " deyiminin sembolüydün. Hadi, senin göndermediğin selamları ,bine katlayıp sana gönderiyoruz. Bizde yaşayanlardansın. saygılarımızla.
 

 

RAŞİT ELGÜN : "İYİ BİLİRİZ "

Sadık emminin duvarına yaslanıp oturmak, en çok yaptığı şeydi. Sevimli ve dost İNSAN Raşit amcanın şiarı, Tevazu, hoş sohbet, Kalenderlik ve sözünü bilirlik olmuştur. Ondan kırılan, incinen biri varsa şimdiden söylesin. Hani İmam sorar " nasil bilirsiniz " diye, işte " iyi bilirdik " sözünü hilafsız hak eden biriydi. Bizde hep birlikte "Allah senden razı olsun "diyoruz.
 

 

BAKİ YÜKSEL : BAKİ KALAN GÜLER YÜZ

Gurbet, acımasız ve zamansız, her birimizi bir yerlere savururken, Baki ağabeyi daha yakından tanıma fırsatımız olmasada, Tanıdığımız süre içinde, pırıl pırıl seciyesini görmemezi engelleyemedi. Hep neş'eli sosyal ve espirili hali belleklerimizden silinmedi. Gözlerimizde hala, şık ve temiz hayali olduğu gibi duruyor. Melekler yol göstericin olsun. selamlar

 

 ABDULLAH AKSOY : DADAŞIN BABASI

Bostanlığın " İncili Çavuşu " desek yeridir. Yüksek ses tonuyla konuşur, kızdıgı zaman sesi Toklar dan duyulurdu. Bostanlıkta hikaye anlatmakta üstüne yoktu. Aynı zamanda iyi bir duvarcı ustası olarak ün yapmıştı. Namı diğer " Perlek " Abdullah amcamızı saygı ve hürmetle anarken, bol bol rahmet diliyoruz.

 

BESİM DEMİREZEN : BİRAZ HOLANDALI

Bir dönem Köyümüzde Muhtarlık yaptı. Gurbet Tünelinin ,Bir ucundan girdi öbür ucundan çıkması uzun sürdü. Gözümüzden uzak kalsa da, gönlümüzde yer eden efendi kişiliği hep bizimle oldu. Sevgiyi ve sevilmeyi hakedenlerin unutulmayacağı gibi ,Besim ağabeyimizi bu vesile ile anmak ve rahmet dilemek,içimizden gelen samimi arzumuzdur. iyi ki tanıdık. Kucak dolusu rahmet ve selamlar sana.

 

HASAN CEBECİ : ACEMİ BAKKAL

Adı :Durmuş Çavuşun Hasan
Ünvanı :Baba adam.
Mesleği : Dürüstlük
İlk gözümüzü açtık Fötr şapkasıyla tanıdık. Tadına doyum olmayan sohbetleri gıdamız oldu. "bıre bıre" demesi anlattıklarına tat üstüne tat katardı. Kırıkkalede Ayı ile güreş tuttuğunu anlatırken, heyecandan bayılır gibi olurduk. Onu anlatmam için bana kocaman bir sayfa açmanız lazım. bıre bıre ,ne şeker şeydin hasan amca. Her şey için, var olduğun için, güzel ve temiz insanlığın içn teşekkürler.

 
 

ÖMER SERBEST : NERDE KALDIN HOCAM!

Sevgili Ömer; epeydir görüşemiyoruz. Sabahtan beri Tepede oturup senini
bekledim. alışık olmadığım halde ıslık bile çaldım. Beklemeye
devam edeceğim. Ağırdan ağırdan giden sohbetlerini dinlemeye can
atıyorum. Hava biraz rüzgarlı ve serin. Çabuk gel de içim ısınsın.
Ankarada olduğumu unutmuşum. senin yokluğunu da.Sadece yüreğimden bir
şeyler kopuyor. selam.

 
 

NİZAMETTİN POLAT: KÖLN -BOSTANLIK HATTI

Gayet ciddi ve ağır başlı görünümünün altında, gülümseyen temiz bir
ruh, Tahsin Polat gen lerini temsil eden kesintisiz bir efendilik,
sevgili Nizametin ağabeyin Portresini çizmek isteyenlere yeterli ip
ucu veriyor sanırım. Köln_ Bostanlık Seferi, Yaptığı son yolculuk olsada, Gönüllerimizde ki yolculuğu hala sürüyor. Allahın rahmeti son durağın olsun.

 
 

İSMAİL SERBEST : KAYIP

Onun bir Kumru'su vardı, bir de kendisi. Bu yüzden olacak ki ortalıkta
fazla gözükmezdi. Ya tarlaya giderken, ya gelirken görebilirdik. Bir
komşudan beklene bilecek ne varsa yerine getirdi. Sessizliğin bir
adıydı İsmail amcamız. Lastik Ayakkabılarımızı Tamir etmeyi ilk
aklına getiren kimseydi. Bizi yeni ayakkabı almışız gibi sevindirirdi.
Bundan sonraki hayatında, sevineceği mekan ve makamların sahibi olması
dileğiyle.

 

 

İBRAHİM TEKTEN : İBRAHİM HOCA

Osman, Cabbar, Zekeriya Tekten'in babaları. İbrahim hoca
,inançlarına bağlı biri olmanın yanında, Kamil Gürbüzle her
alanda ve mekanda, Ters düşmesiylede tanınırdı. Zorlu rakibi Kamil
gürbüz'ü yene bildimi onu söylemek zor. Tartışmalarının saatler
aldığını, birinin koyun dediğine diğerinin keçi dediğini biliyoruz.
Rekli ve hoş kişiliğini bura yadetmekten haz aldığımız İbrahim amcayı
Rahmet ve saygıyla anıyoruz.

 

FEYYAZ YILDIZ : MUZİP

Bostanlık Bostanlık olalı, böyle muzip,böyle espirili, şeytana
papucunu ters giydiren,sevimli mi sevimli, bir o kadar içten ve hayat dolu birini görmedi. Bir trafik kazasında hayatını kaybeden Feyyaz ağabeyi unutmak ne mümkün. Kendisine sınırlı sayfamızdan sınırsız selamlar gönderiyoruz.

 
 

NASİP SAMUR : ACELEN NEYDİ :

Haşarı ve sevimli bir çocuk vardı, sonra kayboldu gitti. Ankara da
olduğunu duyduk. Nerden bilecektik, bu gidişin sonsuza kadar
süreceğini. Bostanlıkta koşuşturduğunu hayal meyal görür gibiyim.
Necmi Samur ağabeyin ve Hatice ablanın yüreklerindeki derin mezarına,
sevgi çiçekleride bizden olsun. Unutmadık ki...

 

PERSEKLİ EBE : NE ŞEKER ŞEYSİN

Onat'ların ve hepimizin ebesi. Allahın öteki dünyada kime hangi makamı
, kulun bilmesi imkansız desek bile, Persekli ebenin yerini
kestirmek her bostanlıklının kolayca tahmin ettigi bir şey diye
biliriz. Öylesine saf, temiz, yalansız, riyasız, dedikodunun
varlığından habersiz Mükemmel kadındı ebemiz. Nerede olursan ol senin
yakınında olmamız dileğiyle ellerinden öpüyoruz.
 

 

 

APTİL ONAT: BOSTANLIK'TA ŞENLİK VAR

İçinizdeki çocuk öldüyse Yaşamınızın neş'esi, sevinci, tadı tuzu da
ölmüş demektir. Hep çocuk kalabilen,herkesin yardımına koşan, Düğünde
,ölümde her şartta ve ahvalde komşularının yanında ola bilen dört
dörtlük komşumuz. sevinç kaynagımız Aptil amcayı siz benden iyi
tanırsınız. Şimdi Hep birlikte ayağa kalkalım, Aptil amcamızı yürekten
alkışlayalım diyorum. Teşekkürler bu alkışlarınız için. ve Rahmet
dileklerimizle.

 

 

MUHUTTİN SERBEST : SAKAR DALTON

Çıraklar Kabilesinde ortaya çıkanDaltonlar Çetesinin en aktif, bir o kadar da sakar üyesiydi. Veysel,Musa, Zekeriya, Kadir ve Muhuttin den kurulu çete, ne zaman bir eyleme kalksa, kabak Muhuttin'in başında patlar, ne olursa ona olurdu. Ya bir ağaçta asılı kalır, ya dayak yer, Ya kafasını bir yere çarpar, en
kötüsü, yeni alınmış donu çalıya takılıp yırtılırdı. Başına gelenlerin
çoğundan Kadir Serbest sorumluydu ama o bilmezdi. Tavırlarıyla,
konuşmalarıyla inanılmaz derecede sevimli bir profili vardı. Ne oldu
bu çocuğa diye soruyorsunuz değilmi ?Beni kıkır kıkır güldürüp duruyor
yaramaz. Başına yine bir şey gelecek. ( Sevgili Muhuttin ;Senin için
bir kucak dolusu selam topladım ve gönderdim. Aldığında bir cevap yazarsın.) slm

 

CEMİL ONAT : BİR BAŞKA VERSİYON

Gerçekten, diğer Abdurrahmanların aksine, içine kapanık, sessiz,kendi kendisiyle ilgilenen, çalışkan bir köylümüzdü. Cemil amca da erken kaybettiklerimizden diye biliriz.
Aklıma gelmişken birde " Sultan'ı " vardı onun. Hepimizin yaşadığı zor
ve meşakkatli hayatın bir parçası olarak ,ağrımadan, incinmeden
birlikte yaşadık. Rahmet dileklerimiz senin için olsun Cemil amca.

 
 

ŞEMSETTİN SERBEST : AĞA

Tanımayanlara nasıl tarif etsem ki;Gönül adamlığı, sevecenli tarafa, büyüklenme ve kibirden arınmış, küçük dağları ben yarattım tarzı ilginç biryürüyüş stili vardı. Elinden düşürmediği tespihini ve dim dik yürüyüşünü hayal edebilirseniz, Tipik Türk filmlerindeki ağalara benzediğini anlarsınız. Sevgili Şemsettin amca, seni de Gönüllerimize ağa yaptık
gitti. Selam olsun ağam.

 
 

GÜLŞEN  SERBEST : DÖNÜŞ BİLETİ YOKTU Kİ

                      Gülümseme denen şeyin birfotoğrafı çekilseydi, Dünya güzeli Gülşenimizin  fotoğrafı final yapardı. Yaşamının en güzel çağında, hepimizi şok edenacil bir seyehate, dönüş bileti almadan gidiverdi. Sevgili kardeşim " Yaşama doymamış PRENSES " Portresiyle bu sayfadaölümsüzleştirirken, Ona gönül postamızla, taze toplanmış Nisan çiçekleri yolluyoruz

 

HACI DEMİREZEN :ERBAB-I MESLEK

Demir döverken, Mesleksiz TürkToplumunun Yoksul ve kara
talihini ateşlere atıp, Meslekli Türk toplumunun çeliğine ilk su verenlerdendi. Meslek sahibi olmanın ayıp sayıldığı, Meslek sahibi olmanın sadece gayri Müslimlerin
tekelinde olduğu dönemlerde,demir dövme sanatını öğrendi. Köylüsüne ve
işine saygıyı birlikte yürüttü. Bizlerde Muhterem "Demirci Hacı"
emmimizi, Çelik tavında ısıtıp, unutmamak kaydıyla yüreğimizin bir
yerlerine koyuyoruz. Rahmet sana olsun.

 
 

HAYATİ AKSOY : HEP GURBET
Hacı Osman Oğullarından Mustafa Aksoyun oğlu olup, gençliği
ve izleri köyümüzde kalan, zarif ve kibarlığıyla
tanıdığımız Hayati ağabeyi, iyi ve temiz yüreğiyle gurbete verdik.
28.02.2007 tarihinde yine oradan aldık. Unutmadıklarımız
kabristanının gönlümüzdeki parseline yerleştirdik. Allahın sonsuz
rahmeti ve bizim sevgimiz seninle olsun.

 

MUHARREM (MULLA ) ATILGAN: IŞIKLAR SÖNDÜ

İki kere ikinin dört ettiği ispata muhtaçtır. Ölüm ise gerçek.Onun için " İnanmıyorum diye
" Sevgili Muharrem yani Mulla'mız, neş'eli, cana yakın,
sıcaklığını hissettiren bir insan olarak, sanki hala karşımızda gevrek
gevrek gülüyor gibi. Onu, ıssız bir yalnızlığın ortasında, ışıklı bir
köşede bizlere bakarken görüyorum. Sevgili arkadaşımın unutulmak gibi
bir kaygısının olmaması gerektiğini, tek arzumuzun bizi hatırlaması
oduğunu nasıl edipte kendsine bildirsek. Gönlümüzde kal. Gevrek gevrek

 
 

HÜSEYİN ÜNSAL : AĞIR ÇEKİM

Nam-ı diğer Hacı Üssün emmi. Uzun boyuna hükmedemediğinden olsa gerek, bedinini oynatmadan yavaş yavaş başını çevirerek bakardı. Az konuşur az gülerdi. saf ve yalın davranışlarıyla, herkesin sevgi ve saygısını kazanmış, agır kişiliğini ömür boyu bozmamış biriy di. Şeker fabrikasında mevsimlik çalışmaları sonucu emekli olan Hacı Üssüm emmimizi , bizler, ebediyen emekli etmeyi düşünmüyoruz, Gönlümüzde kendisine sürekli kalacağı sıcak iklimli bahçeler ayırdık .Nur içinde kalsın.

 
 

DURMUŞ DEMİREZEN : TEK TEK GELİN

Bir Kavga günüydü. Bende oradaydım.Evlerinin damında gezine gezine bağırıyordu. O sevimli el kol hareketleriyle " Top top gelmeyin tektek gelin " diye haykırıyordu. Kimin aklına gelirdi, bu sözlerin bostanlık klasiklerine geçeceği. Yaşamının her anında,saflıgın ve dürüstlügün gülümseten tezahürlerini gördük. Konuşacak birini bulduğunda, içini dökmesi epey zaman alırdı. SEvgili Durmuş ağabeyi yadetmek fırsatı bulduğumuz için Allaha şükreder, kendisine rahmet dileriz.

 
 

GIYASETTİN YILDIZ : " HALOĞLU"

Gülümsemenin tadını çıkara çıkara yaşarken, hesapta olmayan bir trafik kazası sonucu kaybettik. her ortamda sık sık kullandığı, o meşhur " ağzı yoğurtlu " sözünü, son nefesinde söyleye bildimi bilmeyiz ama, bizim ona söyleyeceğimiz bir şey var. "Ne yaptın be Haloğlu " herkese halaoğlu veya dayoğlu diye hitap ederdi. Bizde buradan haloğluna selam ve rahmet dileklerini gönderiyoruz.

 

HALİS ERDOĞAN : BUĞULU FOTOĞRAF

Kırıkkalede ki Bostanlıklılardandı. Bıyıklı İsmail Erdoğanın yeğeniydi. Bostanlığa sık sık ğelirdi. . Gençliğin ve güzelliğin canlılığını anlatan bir fotoğraf gibiydi. Halis insan Halis Erdoğanı unutmadıklarımız arasında özel bir yere koyarken, Çok sevdiği bostanlıktan dualarımızı gönderiyoruz.

 
 

KAMİL GÜRBÜZ : DAMA USTASI

Kamil emmi desek dahaolur. Tartişmacı kişiliği, bir çok konuya ilgisi, bağımsız bir Eyalet gibi kendi kendini yaşaması aklımıza ilk gelen yönleridir.DAma yı ondan öğrendim. yenemediğim tek kişi Kamil amca kaldı. Ancak hesabımız bitmedi. bir gün bir yerde buluşuruz diyorum. Dualarımızın sana ulaşması dileğiyle, mert ve cesur yüreğini selamlıyorum,

 
 

GÜLLÜ TEYZE : SEMBOL

Evinizden çıkıpta, köyün ortasına vardığınızda Güllü teyzeye rastlamanız yüzde yüz gibidir. Yalnızlığın bunalttığı evinden çok, Kendine özel üç yerde sere serpe oturmak hayatının değişmez ritimleri gibiydi. Kadın erkek ayırımı yapmadan her türlü sohbetin içinde yerini alırdı. 20 yıl öncesinde yaptırdığı ebediyet evi mezarına 20 yıl sonra kavuştu. Yalnızlığının iyiler arasında rahmet çokluğuna dönüştüğü umuduyla ellerinden bir defa daha öpüyoruz.

 

KEMAL  YILDIZ : FÖTR ŞAPKALI

                     Eğer hayatta olsaydı, köyün en iyi avcıları olarak Gazi Mustafa Serbest ve Necmi Samur olarak yazılmasına  ya kızardı yada bıyık altı gülerdi. Tam bir avcı olduğunu, Abartılı av hikayeleriyle süslemesinden anlamak mümkündü. Kelimenin tam anlamıyla sosyal bir adamdı. Hikayesinin tamamı Dadaş rifatın defterlerinde yazılı olan Kamil amcamız, Taşındığı İstanbulda, Fötr Şapkası ve şık giyimiyle bir istanbullu gibi yaşadı. Muhabet ve saygılarımızın kabulünü istirham ederiz beyefendiciğim.

 

ENES DEMİREZEN : LUGAT-I Bostanlık

Bir diğer zanaat sahibi köyümüzün. Uzun yıllar,Lmanyada Mersedes fabrikasında çalıştı. Alışıla gelmiş dilimizi şehirli tarzında konuşmaya ilk teşebbüs edenlerdendi. Köylümüz, Enes abinin konuşma tarzına " Lügat kırmak "deyimini yakıştırdı. Konuşmasından çok, biz onun seciyesini ve ahlakını daha fazla sevdik. Barışçı ve ölçülü davranışlarını tekrar yadederken,kendisine Allahtan rahmet dileriz.

 
 

ŞERİF DEMİREZEN ; ANAÇ

Dört Şerif'in yaşadığı Bostanlıkta, birazda ayaklarının yapısından dolayı "Çaltak Şerif " adını alıvermiş. Biz onu o isimle sevdik ve andık.Dili mercan, gönlü yüce, derdi kendine, neş'eyi başkasına veren, illaki tatlı dilli Şerif bibiyi anmak borcu bir tarafa, unutmamak gibi bir borcumuz olduğunu ilan ediyorum. Kendisinden aldığımız sevğinin bedelini karşılamasa bile, Kucak dolusu selam ve hürmetlerimizi gönderiyoruz. Nur içinde gark olasın.

 
 

ZİYA AYDEMİR : İKİ ACI BİR YÜREK ve SESSİZLİK

Kulaksızlardan Osman Aydemir'in 4 oğlundan üçüncüsü. Kırıkkale de fırıncılık yaparak alınterini emeğine katarak yaşıyordu. Erken yaşlarda köyden ayrıldığı için çoğumuzun tanıma imkanı olmadı. İki oğlunu gencecik yaşlarında kaybetmiş olmasının acilarını biliyoruz. Bu acılara dayanamayan kalbinin " artık yeter " dediğinide biliyoruz. Şimdi Levent ve Salihin yanında olduğunuda bliyoruz. Acılarının dindiğinide biliyoruz. Sevgili Ziya amca, sana BOSTANLIK'tan kucak dolusu selamlar gönderirken Allahın rahmetinin seninle olmasını diliyoruz..

 
 

LEVENT AYDEMİR : FOTOĞRAFLAR HALA KONUŞUYOR

Ziya Aydemirin oğlu, 20.11.1990 yılında Manavgatta bir trafik kazasına kurban gittiğinde daha çok gençti ve hayalleri vardı. Kırıkkalede doğup büyüdüğü için çoğumuz tanımamış olsada, acı bir yürek sızısını duymamak mümkünmü.?Ziya amcamızın ve ailesinin ilk yürek parçalanmasıydı Levent. Kendisine baba toprağı Bostanlıktan,rahmet dileklerimizi gönderirken, Biricik emaneti Çiğdem Aydemir'e sağlık ve mutluluk diliyoruz.

 
 

SALİH AYDEMİR : DÜĞÜNDEKİ RESİMLER ve.............

Arkasında kendisine doyamayan sevenleri ve iki fidanı (Edanur ve Levent ) bırakıp(17.8.1999) zamansız ve apansız çekip gitti. Ziya Aydemir amcamızın ikinci ve son acısıydı. Tosyada beyin kanaması sonucu kaybettiğimiz gencecik Salih,kökleri bostanlıkta filizlenmiş Kulaksızlar ailesinin bir üyesiydi. Gurbetin yedi düvele savurduğu bizler, sebebi yürek yarasıda olsa, sevgili Salihimizi anmak ve tanımak fırsatı bulduk. Onu bu sayfada ölümsüzleştirmek borcunu yerine getirirken, içimizde kopan fırtınaların dua olup ulaşmasını diliyoruz.

 

EKREM TEKTAŞ: SENE 1964

Çoğunuz tanımadınız biliyorum. Bu satırların yazıldığı günlere kadar 43 yıl geçmiş. Böyle güzel ve onurlu birini tanımak benim kuşağıma nasip oldu. oda çalışkan ve başını dik tutan, eğilmeyi bilmeyen yalnız bir şövalyeydi. Sanırım 45 li yaşlarında kaybettiğimiz Ekrem amcayı rahmet dileklerimizle hatırlayıp, bıraktığı sevginin ve hatıralarının önünde saygıyla eğilirken, unutmadıklarımız arasında müstesna bir yeri olduğunu kendisine iletmek isteriz.

 

YUSUF SERBEST : YEDİĞİ ACI SÖZÜ TATLI

                 Namı diğer Çırakların yusuf adıyla ünlenmiş, Pehlivan yapılı, hoş sohbet, tevazuyu kendine haslet edinmiş, güzel ahlak ve güzel komşulukta örnek insanlardan biri olarak tanıdık. Ayrıca Kayseri -Kargasekmez dağı arasında bir batman acı biberi birkaç ekmekle nasıl yedikleriyle ( Mahmut Serbest'le ) ünlüdür. Çakmağın ve kibritin olmadığı o devirde cam kırıklarıyla ve KAV ile dakikalarca sigara yakmaya çalıştığını hatırlıyorum. Birde Gece yarısı Güvercinlerini çaldığımı. Hakkını helal et yusuf amca. Allaha emanet ol.

 

SADIK ÇETİN : KÖYE BOMBA ATAMADAN

Sadık amca için ne yazılabilirki ? onu ancak onunla yaşıyanlar bilirler. kendisine Sadık hoca da denirdi. Deli dolu ama bilgili Saygılı ama Sabah akşam Bostanlıklıların avradına söverek bekarlığının tadını çıkarırdı. Köylüye kızınca Camiye bomba atacağını söylerdi. Allah bilir tek erkek olarak kalıp horozluk yapmak için bu tür niyetler taşıyordu. Neyseki öyle bir facia gerçekleşmedi. Köyün ortasına diktiği birkaç söğüt ağacı bize bıraktığı en değerli miras olarak kaldı. Birde bizim gönlümüze diktiği Sadık çetin renkleri hala yaşıyor. Sağol sadık amca.....

 
 

TAHİR (BEKAR ) DEMİREZEN :

Köylünün bilgilisine Çarıklı Kurmay derler.Yani entellektüel köylü. Tahir demirezen de öyle biriydi. Bildiğini paylaşmayı, ufkumuzu açmayı öğretmekte üstüne yoktu. Bostanlığın dışındaki dünyayı ondan öğrenirdik. Her yaştan insana arkadaşlık ederdi. Sevgi yüklü bir insandı. Bulunduğu toplulukta beyefendi ve kibar tavırlarıyla dikkat çekerdi. Sevgili Bekar amca seni hatırlamak bir yana hiç unutmadık ki;

 
 

FADİME GÜRBÜZ : YADA MELEKTİ KİM BİLİR

Bu kadar yıl tanıyacaksınız, Komşuluk yapacaksınız, ama birinin ondan incindiğini duymayacaksınız. siz öyle birini tanıdınızmı bilmem. ben ve benim tanıdıklarım öyle birini biliyor. FADİME ABLA. Gözlerinde sevgiden yüzünde tebessümden başka hiç bir şey görmedik.( İNSANIN İÇİNİN GÜZELLİĞİ YÜZÜNE VURUR ) derler. Fadime ablanın nur yüzünü hatırladıkça bu deyimin ne kadar yerinde olduğunu hep düşünmüşümdür. Allahın rahmeti Resulullahın şefaati seninle olsun. Fadime abla Mehmet Ali Gürbüzün Rahmetli eşidir. tanımayan genç arkadaşların bilgisine sunulur.

 
 

OSMAN AVŞAR: İKİ GURBET ÜÇ FİDAN

Bir Osman avşar vardı bu dünyada, üçte fidan dikmişti bahçesine ( MURAT, EMRE ve FERHAT) Onlara düşkünlüğü dillere destandı. Sanki ayrı kalacağını biliyordu da geri kalan yılların sevgisini tamamlıyordu. Almanya gurbetinden ikinci bir gurbete, Sonsuzluk gurbetine erken yaşta bilet alanlardan oldu. Osman çocuklarına ve ailesine verdiği sevğiyi başkalarındanda esirgemedi. Belki tanımayanınız olur diye yazıyorum. Koca bekir amcanın torunu Sefat avşarın oğluydu. Zamantı ırmağının suyu bitmedikçe gönüllerimizde yaşayacak olan osman'ı Rahmetle anıyor unutmadıklarımız arasında ayırdığımız gönül köşkünde hep misafirimiz olacağını bilmesini istiyoruz.

 
 

İLFANİ TEKTEN : HERKESİN BİBİ'Sİ

Osman, Cabbar ve Zekeriya Tekten'lerin Muhterem anneleri İlfani bibimiz. Hep içten ve sevgi dolu gülümseyişiyle sanki şu anda bile hatırımızı soruyor,gönlümüzü alıyormuş gibi karşımızda sanıyorum. Gözlerimizde tertemiz bir resim,aklımızda farklı bir uslupla söylenen birkaç kelime kalmış. Yok yok o hala Selver bibinin evinin önünde oturuyor. Bostanlığa gittiğimde ellerinden öpeceğim. O hala son gördüğüm gibi duruyor. ve rahmet yağmurlarında ıslanırken yine bildiğimiz gibi gülümsüyor. Seni unutmadık Bibimiz.

 
 

NACİ AYDEMİR : KÜÇÜK BOSTANLIKLI

Torlak,afacan bir çocuk gözlerime kartpostal olarak takılıp kalmış. Büyüdümü acaba derken "Bir İstanbul masalı ) nda hangi rolde oynuyor diye sorular geliyor aklıma. Ve bir gün o diziden ayrıldığı haberini duyuyoruz. Gönlümüzde parça parça kırıklar, aklımızda NACİ adını bırakıp gitti. Zamir amcanın en büyük oğlu naciyi " Sizi unutmadık " dizisine ebedi konuk ederken, kulaklarımızda çınlayan sesini fon muziği olarak kullanıyoruz. Seni gerçekten çok özledik sevgili NACİ. Rahmet ve cennet adınla özdeşsin sevgili çocuk.

 
 

HAYRİ AKSOY : SÜSLÜ

Bostanlığın tozunda toprağında,Günümüzde bile birkaç kişinin başarabildiği, temiz ve şık giyimi nasıl nasıl becerirdi bilinmez.
Genç denilecek yaşta,Kibar ve nazik görüntüsünü yanına alıp gitti..
Hayattan beklediklerinin yaşadığından çok farklı olduğunu biliyoruz.
Dileğimiz, Allah'dan beklentilerinin gerçekleşmesidir. Rahmet dileklerimizle, Sanada burada hakkın olan yeri açıyoruz.

 
 

MEHMET ONAT : YARIM KALAN TÜRKÜ

Mehmet türküleri severdi.Sıcak gönlünü ısıtırdı onlarla.Kim bilir, 2006 Ağustosunda, umutlarını türkülere katıp,bir yol kenarında uğursuz bir kamyonete rastladığında,hangi türkünün neresinde kalmıştı acaba.?Genç yaşında kaybettiğimiz,dengeli ve düşünceli gençlerimizden biri olan MEHMET henüz 27 yaşındaydı. Unutmayacaklarımız defterinde "Seni özledik " diyoruz. yerin cennet olsun çocuk.
(Mehmet, Abdurrahmanlardan Aptil'in torunu ve Servetin oğludur)

 

ŞENTÜRK YILDIZ : SU ATEŞİ YAKTI (2006)

Türküleri vardır ağıt ağıt. Güneş yanığı pencereler uykusuz. Pınarları yorgun düşmüş sevgiliyi sayıklamaktan, herşey yok olur giderde Zamandan. Zamantı kaç yılda bir kurban istiyor hiç hesaplamak aklınıza geldimi.? Ya Şentürkü isterken aklınımı oynatmıştı dersiniz.
bilmezmiydi acıların sonsuzluğunu. nasıl kıyılırdı umutların henüz yeşerdiği bir bedene. Sorulacak çok soru var sana "zamantı" Şentürkü aldıktan sonra neye yararki. Sen aldın Biz anılarımızda yaşatacağız .hemde sana inat. Seni seviyoruz Şentürkkkkkkkk....

 
 

RESUL SAMUR : MASKOT

Davut Samurun küçük oğluydu.Resul'ü görüpte içi kaynamayan, hele hele Ona takılmadan geçen birini göremezdiniz.O kadar sevimli ve cana yakındı ki, Yan tarafta gördüğünüz resimden daha iyi ifade edebileceğimi sanmıyorum. Kayseri Şeker fabrikası önünde geçirdiği trafik kazasıyla aramızdan ayrılan MASKOT, benim yanımda taşıdığım bir fotoğrafta ölümsüzlüğü yaşıyor sanki. Gözlerinden öptük seni Resul

 

TÜRK DEMİREZEN : ANILARA YOLCULUK

Enes Demirezen'in iki numara küçüğüydü. 1954 yılında ilkokul'a birlikte yazıldık. Bizden 5- 6 yaş büyüktü. İkinci sınıfta okulu terketti. Cıvıl cıvıl, hayat dolu, afacan ve inatçı biriydi. İçten ve candan olmasının yanına birde yaptığı muziplikler eklenince her zaman gündemde kalırdı.Gözünün birinin özürlü olması, onun süsüydü sanki.Artık Türkü'müzü hatırlayan fazla kimse kalmadı. sanırım 17 yaşındaydı bizi bırakıp gittiğinde. Kimseyi unutmadık ki seni unutalım Sevgili Türk.

 

İSMET DEMİREZEN : HÜZÜNLÜ MEKTUP

                                  Ben İsmet Demirezen ;Bostanlığın tozlu yollarında oynamaktan, Sizi sevmekten ve sizler tarafından sevilmekten çok mutluydum. Aslında çok direndim ayrılığın soğuk ve acı yüzüne. Oynamak, koşmak istiyordum arkadaşlarımla. Bir el beni çekip aldı aranızdan. Çoktandır hepinizi çok özlüyorum. birgün bir yerde buluşmak umuduyla, sizleri seviyorum.

 

ŞUAYİP YÜKSEL : YÜREĞİ YÜZÜNDEYDİ

                           En gergin olduğu zamanlarda bile, İçinin güzelliğinin, yüzüne vurmasına engel bir durum olmazdı.Çocuk yaşta  Kayseride ikamet etmeye başladı. Bizim zamantı ırmağından kaçsa da, Kızıl ırmak Kaderin hükmünü, onun temiz ve güzel yüzüne okudu. Seni Allahtan rahmet dileklerimizle anıyoruz

 
 

MUSTAFA GÜRBÜZ : MISTİYEMMİ

Aslında " mıstıyemmi " derdik. Adnan Gürbüzün büyük babasıdır. Zamanına göre bilgili ve siyaset meraklısıydı. Genlerinde inat üretmeyi seven yapıyı taşıdıgından olsa gerek, karşı görüş üretmeyi severdi. Arap alfabesini bilen son kişi olarakta tanıdığımız Mustafa dedeye Allah'dan rahmet diliyoruz.

 

CEMİLE SAMUR: AKILLIMIYYDI DELİMİYDİ ?

Değerli Öğretmenim Adil Gürbüz, okumuş yazmış birinin akıl almaz aptallıklarla dolu bir hikayesini anlattı. Ve dediki " Deli bildiğimiz Cemile bu olayı duysa, onun yüzüne tükürür ve aklına şaşardı " Delilikle akıllılık arasındaki ince farkı böyle anlatmıştı. Hepimiz ona Deli cemile derdik demesine de, Yerinde, onun kadar hatırnaz, gerektiğinde onun kadar açık sözlü olamadık.Adı köyümüzde bir efsane olarak kaldı. Unutmadıklarımız arasında, varsın bir deli olarak yaşasın istedik. Günahsız olduğunu biliyoruz

 

MUSTAFA ESER : ŞEKER BEKÇİ

Kayseri Şeker fabrikasından Emekli oldu. Köyümüzden bir çok insanın bu iş yerinden ekmek yemesine vesile oldu." Vehbinin Asker " adıyla da tanıdığımız Mustafa amca, uzun ömrünü bizleri incitmeden, gönlümüzde saygı ve hürmeti hak ederek Hakın rahmetine kavuştu. Giyasettin,Talip ve Ramazan Eser'lerin babası olan Mustafa (Asker) amcaya Şükranlarımızı iletiyoruz.

 

ZUHAL ATILGAN : GECELER UYUMAZ

11.10.2007 gecesi bir sahur vakti,bebeğini son defa besledi. bunun bir vedalaşma olduğunu bilmiyordu.21 yaşın umut dolu sabahına uyanmak için başını yastığa koyduktan sonra, bir daha uyanmadı. Sevgili Zuhal'i Necip Fazıl'ın bir dörtlüğü ile son defa konuşturalım istedim.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim
Örtün, üstüme örtün, SERİN KARANLIKLARI.......

 

DAVUT AKSOY : SÖZ, ÖZ, ASALET

Bostanlık doğumlu, Hacı osmanlardan. Ünlü bir avşar beyinin kızı olan Gümüş teyzeyle evlenerek Keprin'e yerleşti. Sadece keprin ve Bostanlıkta değil, civar köylerdende tanıyan herkesin saygısını ve hürmetini kazandı. Sözü özüne denk, asalet çzgisini saptırmadan, istisnasız çevrenin güvenine layık olmuş ender kişilerdendir. Saygı değer Davut Aksoy'u, Unutmadıklarımız bölümünde, Avşar kilimi ile döşenmiş bir köşeye alıyoruz.rahmet dileklerimizle

 
 

FEYZULLAH YÜKSEL : 1000 YIL GEÇSEDE

"Feyzullah'ın Dere" adı, tarlasının bulunduğu bir dereye verilerek binlerce yıl ölümsüzleşecek bir isim bıraktı. Çok çalışkan,kendi halinde biriydi.Şerrinden değil,hayrından emin olduğumuz değerli ve inançlı bir komşumuz olarak akıllarımızda yer etti.Allahın rızasını hak ettiğine inandığımız bu değerli insanı Şükranlarımızla yad ediyoruz.

 

KAYTEN ELGÜN: AH ŞU REŞİT

Köyümüzün en içten sohbetine doyum olmayan nasihatkar hanımlarından başta geleniydi.
Geç kızlığında köyün en güzel kızıymış.Ona göre en çirkin delikanlısıda Raşit Egün'imiş.
Sık sık" Şu raşit'i alacak kıza çok acıyorum dermiş" Bunu ben kendisinden dinledim. Allahın işine bakın ki, Raşit amcayla evlendi. iki aşık gibi birbirine sevdalıydılar. İlahi kayten bibi ne şeker şeydin sen öyle.Ellerinden öperim.

 

TURGUT ERDOĞAN : YENİ DÜNYALAR KEŞFETMEK

Murat hoca oğullarından olup, bıyıklı İsmailin kardeşidir. Askerlik öncesi Kırıkkaleye yerleşti.Sık sık köye gelir yakınlarıyla ve arkadaşlarıyla kucaklaşırdı. Küçük yaşta olmama rağmen sohbetlerini dikkatle dinler, yeni dünyalar keşfetmeye çalışırdım. Aklımda ve Gözümde saygı değer bir insan kalmış. Seni hürmetle anıyoruz.

 

MUSTAFA ERDOĞAN :LÜGAT MUSTAFA

Dünyaya açılan Pencereleri görüp faydalanmayı şiar edinmiş biriydi. Kırıkkaleye yerleşmiş bir diğer bostalıklıydı. Köylüler gibi kaba Türkçe konuşmayı reddeder, İstanbullu gibi konuşmaya özen gösterirdi. Bunun içinde, Kendisine " Logat yani Lügat Mustafa" lakabı layık görüldü ve hep öyle kaldı. Türkçemize, kendi çapında hayırlı ve doğru bir hizmet yaptığına bütün kalbimizle katıldığımızı belirtirken, rahmet dileklerimizin yanında saygılarımızı sunarız.
 

 
 

ZAMİR AYDEMİR : ESENLER - İSTANBUL

Temiz yüzlü,güzel insan Zamir aydemir, Yıllar önce Esenlere yerleşerek,ömrünün kalanını orada idame ettirdi. Genelde kenardan geçip etliye sütlüye karışmazdı. İyi ve güzel bildiğimis davranışları ile dikkat çekerdi. Bu değerli insanı yıllar boyu özlediğimiz bir yana,Hakkın rahmetine kavuştuğunu öğrendiğimizde derin bir acı ve hasret hissettik. Allahın rızası ve rahmeti onunla olsun.
 

 

HALİL ALBAYRAK : HALLAĞA

Halil emmi Bostanlığın en karışık ve huzursuz döneminde Muhtarlık yaptı.(1941)Selver bibiyle evliydi. Birara Güllü teyzeylede ikinci evliliğini yaptı.İbrahim adında bir kardeşi 1916 yılında Amerikaya gitti ve bir daha dönmedi. Halil ağa adını yansız, hilafsız ve dürüst karekteriyle almış olması gerekir.Yaşamı boyunca hiç bir komşumuzu üzecek, yaralayacak, kallbini kıracak tek bir olumsuzluğuna şahit olunmayan ender kişilerdendir. Tomarzada ikamet eden Ramazan Albayrak'ın da babası olan Halil amcamıza " Gülkızın Halil" de denirdi. Selamlarımız rahmet olarak Halil ağaya ulaşır inşallah.

 

AHMET AKSOY: BALLANDIRA BALLANDIRA ANLAT

Hani " ufak at civcivlerde yesin" deyimi varya Tam Ahmet Aksoy'a göreydi. Ava gider eliboş gelir, dinleyenler dağlarda Tavşan kalmadı zannerdi. Yalan söylemezdi ama öyle tatlı ve abartılı anlatırdı ki, onu dinlemenin tadını dinleyenler bilirdi. Tandırda barut kuruturken 9- 10 yaşlarındaki oğlunun yanarak ölmesine sebep oldu. Bu büyük acıya rağman, çocukça neşesini, sıcak ve konuşkan özelliğini kaybetmedi. Adanaya yerleşerek, orada hakkın rahmetine kavuştu. Arada davulculuk yapar ve sık sık davulu patlatırdı. Bu samimi ve güler yüzlü insanı, unutmadıklarımız ve unutmayacaklarımız arasında görmekten mutluluk duyuyoruz.

 

OSMAN AYDEMİR : SAF DİKTATÖR

Osman amcaya, çok aceleci konuştuğundan olsa gerek," vırrık Osman" lakabı layık görülmüş. Çok çabuk kızardı. Aslında kızdırılırdı. Kızdıranlarda Osman emmimizi, bilerek karılarına ortak yaparlardı. Ne kadar saf ve temiz olduğunu, gerçekten anlamak için şu sözleri yeter sanırım. Benim dedem Tivriz İbrahimle amca çocuğu olan osman emmi, dedem askere giderken gerçekten üzgündür. yanına yaklaşır ve derki " hiç merak etme amca oğlu, öküzünüzü satar seni harçlıksız bırakmam "der. Sesin hala kulaklarımızda,
ciddi fakat saf osman emmimiz. seni gerçekten çok sevdik.Allaha yakın olduğunu biliyor ve hissediyoruz ( kulaksızların Osman) emmi..... .

 

İSMET TEKTEN'İN DEĞERLİ HATIRASINA: 1946 ---- 1967

Bir 1967 sonbaharında,asker olduğun yerden cenazen,geldiğinde
sanki sen ölmemiştinde ben rüya görüyordum.aşıktın
21 yaşındaydın,bana aşkından bahseden mektuplar yazıyordun.
Tanrım sen ne kadar sevimliydin(işte bak bu satırları yazarken ağlıyordum)
Seni tanımak seninle olmak ne kadar güzeldi.
Sen Ali Tekten!ni,Akifi ve aileni yalnız bırakıp gitmedin.Bizide acılara boğdun
Hiç sana yakıştıramadım ölümü.Kalbimizdesin.seni seviyoruz..

 
 

SEYFULLAH SAMUR :KAZ ALLAH KAZ

Bence, köyümüzün en çalışkanları listesinin en başına konması gerekenlerden biriydi. Ağırbaşlı, ölçülü kişiliğiyle dikkatimizi çekti. Camızlıktaki bir tarlasında, yıllarca bir yerleri kazıp durdu. Herkes hazine aradığını hatta bulduğunu söyledi. Öyle bir şey olmadı ama ne yaptığını da anlayamadık. Tek doğru olan kendini sevdirdiğidir. Sanırım bize bıraktığı hazinede buydu. Hakkın rahmeti onunla olsun dileklerimizle ellerinden öpüyoruz.

 

ELİF AYDEMİR : SÖZÜ DE ÖZÜ DE

Bana , Mükemmel bir insan, mükemmel bir anne, mükemmel bir komşu anlat deseler, ilk aklıma gelen Elif bibi olurdu. Geleceği planlamayı bilen, Sözü ile hareketleri bir biriyle kaynaşmış, son derece samimi ve güvenilir insandı. Sabırlı ve sorumlu kişiliği her zaman bir adım öndeydi. Onu tanımış olmayı, elinden ekmek yiyip su içmiş olmayı bir şans sayıyorum. Rahmet dileklerimizi katlayarak, Gönüllerimizde yaşatmayı borç biliyoruz.-

 

ÜMMİ ERDOĞAN: İMMİ BİBİ

Genç yaşta Eşi Abdullah Erdoğanı kaybetti. Beş çocuğa, hem analık hem babalık yaptı. Çalıştı, didindi aynı zamanda başınını dik tutmayı başardı. Şeref, Kerem ve Abdullah Erdoğanın anneleri olan bu muhterem kadın, bir çoğumuz gibi yokluğun içinden gelse de,ekmeği bol, gönlü yüce kalmasıyı başarmıştır. Hatırasına saygı ve hürmetlerimizi sunar Allah'dan rahmet dileriz .

 

HAYRULLAH AYDEMİR :BİR SEPET PORTAKAL

Elinde kocaman bir portakal sepetiyle görür gibiyim. Güzel yüzlü, güzel giyimli biri kaldı anılarımda. Babamla çok iyi dost olduklarını bilmek, ona olan sevgimi bir kat daha artırmıştır. Zekeriya ve Hüseyin Aydemirin babaları olan Hayrullah amcamızı, Bostanlıkta doyasıya misafir edemesek de, " Unutmadıklarımız "sayfasında ve gönüllerimizde ebedi konuk ediyoruz.Rahmet dileklerimiz hep onunla olsun.

 

NEDİME KIRBIYIK (Atılgan) SON DEFA

Son nefesinde ne demişti acaba? Belki Pencrenin açılmasını, perdelerin aralanmasını istiyordu. Güneşin parlaklığını, yürüyen bulutları, yani dünyayı son kez görmek istemişti. Nedime, kendi gençliğine merhamet edecek bir umudu son ana kadar kaybetmedi. Meleklerin elinden tutup götürmesine, hiç ses çıkarmadan, sevdiklerine İnsanlığın,ahlakın ve anne yüreğinin en temizini bırakıp, hakkın rahmetine koştu. Bostanlığı çok üzdü demek, yeterli olsa onuda yazacaktım.

 

YURDAGÜL ERDEM : GÜL SAFLIĞI

Bize ağabey dediğine göre üç dört yaş küçüktü. Yani 55 -56 yaşlarındaydı. Yaşı bir tarafa, her zaman gülen bir yüz'ün Gül saflığındaydı. Nedense hep peynir mayalar, ucuz ucuz satardı. Nazlım, kadirşinas, temiz yürekli, saf görünümlü Yurdagül kardeşimize, bu bölümde Gül bahçelerinden bir yer hazırladık. Hak'ka emenet edip, hoş geldin diyoruz.

 

GÜMÜŞ AKSOY : BEY KIZI

Ünlü ve itibarlı Avşar beylerinden Hadi Bey'in biricik çocuğu olmasının yanı sıra, Bey kızı olmanın genetik özelliklerinin bütününü taşıdığını, ilk bakışta anlardınız. Her başarılı erkeğin arkasında Mükemmel bir kadın olurmuş derler ya; Rahmetli eşi Davut Aksoy'un " Dünyanın en şanslı adamıyım "dediğini hatırlıyorumda, bu şansın Gümüş teyze olduğuna karar verdim. Keprine gelip giderken,Gümüş teyzemin som altından kalbini artık göremiyeceğimi bildiğimden olsa gerek, buruk bir acı hissediyorum. Dünyamızı onurlandırmakla ne iyi etmişsin.Allahın rahmeti seninle olsun

 

FADİME GÜLER : ŞABANIN KIZI

Persekli ebeyi yazarken Günahsız olduğunu biliyoruz demiştik. Takdir yaratıcıya ait olmakla birlikte, bizim iyi bildiklerimizden, erdemli duruşu, saflığı, dürüstlüğü ve sıcacık insanlığıyla belleklerimizde yer eden " Şabanın kızı " Fadime bacımız, aynı düşünce ve dileklerimizi hak eden biriydi. Belleklerimizde unutulmaz değerdeki komşumuz olarak iz bıraktı. Bizde olmadığı kadar saygı ve hürmetlerimizle başımız üstünde yerini aldı.Dualarımız ve Allah'dan rahmet dileklerimizle anıyoruz.

 

MERCAN AKSOY: ŞİRİN BİR HEYKEL

Dadaş Rifat, Nedim ve rahmetli Güllü'nün anneleriydi. "Heykel Mercan "lakabı ile anılırdı. İri ve sevimli cüssesinden dolayı bu lakabı yakıştırmışlardı.Bildiğimiz toprağın, Kil dediğimiz cinsine biraz düşkündü. Bostanlıkta kil yemeyen yoktu ama, Mercan bibi "Kilci " lakabını hak edecek kadar çok yerdi. Gerçekten hoş ve iyi bir insandı. Biz gülen yüzünü gözlerimize yapıştırıp, silinmez hayalini öylece seyrediyoruz.Allaha emanet olsun.

 

NURİYE AYDEMİR : ÖYLE BİRİ VARDI

Aslında Nuriye Aydemir'i hiç tanımadım.Sanırım 1946 yılında ben doğmadan önce, kındıra toplamak için Hasan Ali'nin bendinin üst taraflarından karşıya geçmek için kadınlar elele tutuşmuş, Zaten topal olan nuriyenin ayağı kayar ve elden kurtulur. Böylece Zamantı ırmağının, bizim bildiğimiz ilk kurbanı verilir. Ve Çocukluğumda dinlediğim bu acı olay hala içimde bir sızı olarak Zamantı ırmağında sürüklenip gidiyor. Gelinlik çağında kaybettiğimiz Nuriye abla,kındıraları kopartamadı ama, benim içimden bir şeyler kopartıp duruyor. Ona, üzerinde rengarenk kelebeklerin dolaştığı bir deste Bostanlık kokulu kındıra gönderiyoruz.
(Nuriye, Halen kırıkkalede ikamet eden ,Kulaksızlar kabilesinden Osman Aydemir ve Fadime Aydemir'in (küçük kız) kızları olup Zeki ve Hüseyin Aydemir'in halalarıdır.)

 

CAFER MUCUKGÖZ : BİR YAPRAK DAHA DÜŞTÜ

Aslında, Genç Yaşında kaybettiği nazlı Celal'inden sonra, Gümüş Güler teyzenin ikinci büyük acısı olarak toprağa karıştı Caferimiz. Nekadar sevimli, nekadar sıcak kanlıydı.. Aklımda kalan değil, gözlerimde kalan güzel bir genç. Hala gülümsüyor, bir taraftanda ceketiin düğmesini ilikliyor. Sağol cafer, sevgi selam ve özlem duyguları bizden.

 

KEMAL AKSOY :DOKT0R

Köyüğmüzün "Alaylı" Doktoruydu. Bir çok insana şifa verdiğini, Bir doktor edasıyla temiz ve sağlıklı bir şekilde ilgilendiğini biliyoruz.Bütün bunları yaparken parayı asla düşünmezdi. Tanıdığımız en zeki insanlardan olan kemal amca, aynı zamanda herkesin güvenini kazanmış, ihtilaflı konularda hakem seçilen, dürüst bir insandı.Muhlis, Akif ve Gonca Aksoy'un babaları olan, Hacı osman oğlu Kemal amcamız Kırıkkalede ikameti sırasında hayata gözlerini yumdu. Kendisine rahmet dilerken, şifalı ellerinden öpüyoruz.

 

REMZİ ÜNSAL : BİR DEĞİL BİN DEĞERİNDE İNSAN

2 Şubat 2008 günü, Onu tanıyanların yüreği yangın yerine dönmüştür, bundan eminim. Bütün güzel ve değerli hasletleri bir araya getirip, buket yapsanız, Remzi Ünsal degerine ulaşamaz İçinde büyüttüğü sevgiyi, hiç esirgemeden bizlere sundu. Büyükle büyük, küçükle küçük oldu. Bu dünyada, Tanıyan herkesin, erdem payesi verdiği remzi amcamıza, Allah'tan rahmet diler, ektiği sevgi tanelerinin, karşılığını alacağından emin olarak, başımız üstünde uğurluyoruz.

 

RAŞİT TEKTEN : BAŞKAN

1960 öncesi Demokrat partinin her köyde bir ocak başkanı olurdu. Astığı astık kestiği kestik türünden. Raşit amca da bostanlıkta ocak başkanıydı. Asıp kesmek ve konumundan faydalanmak bir yana, siyasetin kendsine yüklediği misyonu dalgaya alırdı. Sıklık denilen tarlalarda ,Meyve yetiştirmek, bağ dikmek gibi ileri gayretleriin alay konusu olabildiği bir devirde yaşamak talihsizliğine uğradı. Çağdaşlığa yapıcılığa yatkın kafasının yanında, pırlanta gibi yüreğiyle iz bırakanlardan biri olarak unutmadıklarımız arasına girdi.

 
 

CENNET ŞAHİN : KIR AT ÜSTÜNDE BİR GELİN.

1949 yılının sonbaharıydı. Rahmetli Çerkez Şahinin kır at'ı süslenmiş, Cennet ablayı konuk etmek için Sabırsızlanıyordu. Bostanlık yönünden Keprin istikametine uçuşan Turnalar, geri dönmek üzere göç ederken, kuzey doğudan esen serin bir rüzgar, duvağında ki kuş tüylerini hafifçe okşamaya çalışıyordu. Şimdiki köprünün yerinde, o zamanlar kolay geçit vermeyen iğreti tahta köprü vardı. Köprünün altından kudurmuşçasına akan Zamantıya inat, kır at, sırat köprüsünden geçercesine dikkatli ve şevkle geçti köprüyü. Bostanlık - Keprin arası 10 dakika lık yer olsa da, bir ömür boyu sürecek gurbetin başlangıç yerine gelmişti bile. Keprine gelip giderken, ellerini hep yaptığı gibi göğsünde kavuşturmuş, " Hüzünlü " bir meleğin portresini görür gibi olurdum. Adının CENNET konması ilahi bir talepmiydi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Nezaket, zerafet ve erdem sahibi Cennet ablaya, Yüce rabbimizin, cennet adı ile işaret ettiği mekanı bahşetmesi dileğiyle, Unutmadıklarımız yurdun da, ebediyen misafir etmeyi borç biliyoruz.

 

NEZİHE POLAT : NEZİH ve SAYGIN

Elif ve Mustafa Aydemiri'in soyundan gelmesi, onu anlatmaya yeter sanırım. Adı gibi nezih, edep ve ve terbiyenin doruk noktalarında, Lisanına Kötü bir sözün girmediği, ender bir insandı. Nezihe abla, doğru ve güzel olan bütün değerleri yaşayarak, bize göre genç yaşta aramızdan ayrıldı. Hatırası önünde saygıyla eğilirken, unutmadıklarırımız köşkünde, Çiçeklerden yaptığımız mütevazi taht'a buyur ediyoruz. Allah seninledir. Rahmetin bol olsun.

 

OSMAN TEKTAŞ: OSMAN AĞA

" Suya sabuna dokunmaz, karıncayı incitmez "deyimi, Osman ağa için icat edilmiş desek yeridir. Tam bir takva adamıydı. Haksızın bile, hakkını verdiği temiz ve pak insandı Hatiplerin Osman ağası. Sayıla bilecek bütün güzel hasletleri bizlere sunan bu değerli insanı, Unutmadıklarımız kürsüsüne çıkartırken, avuçlarımız kızarıncaya kadar alkışlamaya davet ediyorum. Allahın Rahmete onunla olsun.

 

 SÜLEYMAN ATILGAN : İKİNCİ SÜLEYMAN

Sülüman emmi derlerdi dedesine. 4 yetim bırakarak hakkın rahmetine kavuşmuştu. Onlardan biri Sevgili Arkadaşımız Hacı Ahmet'ti, Hacı Ahmette genç yaşta vefat edince, oğlu süleyman da yetim kaldı. Kader ağlarını örmeye devam edecek, geride yetim bırakma sırası , çok daha genç olan Süleymana gelecekti. Bu defa görev, trafik denen canavara verilecekti. Hep geri gelecekmiş gibi bekleyen çocuklar bırakarak aramızdan ayrıldı. Çoğumuzun tanıma fırsatı bulamadığı Süleyman'ımıza, Hacı Ahmet arkadaşımın yüregindeki sevgiye, bizde olanı da katarak sıcağı sıcağına selamlar gönderiyoruz. Allah dan rahmet diliyoruz.

 

SEVİM AKSOY : LALELER KISA YAŞAR.

Sebahattin Aksoy'un Çantası Meşin, bizimkiler ise, eski çaput bezinden yapılmış sıradan şeylerdi. Okuldan çıkar çıkmaz çanta döğüşü yapardık. Sebahattin hepimize baş gelir, hayli canımızı acıtırdı. Yılar sonra Yusuf aksoy'un kızı Gülseren hanımla evlendi. İşte asıl canımızı yakan, 16 yaşındaki yavrularının acısı oldu. " Murat almak " bir yana, çocukluğuna bile doymamıştı. Sizi unutmadık bahçemize, sevim ve onun gibi çocuk yaşta aramızdan ayrılanlar için, Luna park yaptık. buyurun oynayın Sevim, buyurun oynayın çocuklar.

 

ŞADİ ZEHİR. BOSTANLIK'TA SON ŞÖLEN

1940'lıların Askere gidişi, Bostanlıkta görülmemiş bir şölene dönüştü. bir ay süreyle yediler içtiler, eğlendiler. Düğün havası estirdiler. Bunlardan biri de Şadi Zehir di. Askerlik dönüşü İstanbulda pazarcılık yaptı, daha sonra Kayseriye yerleşti. 2007 sonların da vefat haberini aldığımız ( Üssün emminin oğlu ) Şadi ağabey, Bostanlığı şenlendiren gençliğini, anı olarak bizlere bırakıp gitti. Allah'ın rahmeti onunla olsun.

 

MEVLÜT SAMUR : ÇOĞUMUZ ARAP DERİZ

Babası Arap'ın Nuri, " bir dirhem, bir çekirdek" misali takım elbiseler giydirirdi. Çok girişken, ve sosyal bir insandı. Tam bir köy delikanlısıy dı. Herkesle ve her koşulda ilişki kurardı. Almak yerine vermeyi yeğlerdi. Konyada boya işleriyle uğraşırdı. Son günlerinde Kayseriye taşındı ve orada vefat etti. Bizim gözümüzde ve gönlümüzde hep genç kaldı. Seni yüreğimize yazıyor, Allaha emenet ediyoruz sevgili Arap abi.

 

MUKADDES DEMİREZEN : ÇOCUKLARI BÜYÜDÜ

Abdurrahmanların bekir ve Döne Onatın kızıydı. Durmuş Demirezenle evlendi. Nezaketi, Saygısı, çalışkanlığı herkesin takdirine vesile olmuştu. Sanırım üç çocuk annesiydi. Genç yaşında kaybettiğimiz Mukaddes ablayı anarken, hüzünlerimizden bir deste çiçek yapıp, Allahın yüce merhametine ve rahmetine sığınarak, kabrine bırakıyoruz.

 

FARUK SAMUR : BİR EVİN BİR UMUDU

Gençlik baki değil amma, yaşanmamaş gençlik çok acıdır. Metin Samur'un oğlu faruk, Konya da merdiven boşluğuna düşüp hayatını kaybettiğinde, Bostanlığa da bir ateş düşmüştü. Ateşin üstü kapansa da, için için yanmayı sürdürüyor. Bize düşen bütün Bostanlıktan ve arkadaşlarından derlediğimiz selamları cennet kokulu zarflara koyarak sana göndermektir. Seni Allaha emenet ettik.
 

 

DİLBER AYDEMİR : NASIL ANLATSAK Kİ ?

Seni nasıl yazayım diye bir yıl bekledim. Bazen kelimeler yetersiz, anlatımlar yavan kalıyor. Seni yine de istediğim gibi anlatamıyacağımı biliyorum. Hamit amcayı erken bırakıp gitmek gibi bir acıyı bizlere yaşatmış olsan da, hanım efendiliğin, hamaratlığın, sevgi dolu anne yüreğin dünyada kaldı. Saygın, ölçülü, tertipli biri olarak tanıdık seni. Unutmadıklarımız arasına hoş geldin derken, Allahtan gani gani rahmet diliyoruz.

 

RUŞEN AKSOY : TEVEKKEL

Bu dünya ile ilgisi yokmuş gibi, kendi halinde biriydi. Uzun boyunu ayakta zor tutuyormuş gibi bir hali vardı. Saf ve temiz dünyasında, namazıyla, niyazıyla yaşadı gitti. Çok az konuşur çok az gülerdi. Rahmet dileklerimizle anıyor, yerin cennet olsun diyoruz.

 

ZÜBEYDE DEMİREZEN : BİR ŞARKISIN SEN

Eğitmenin Torunu, Durmuş ve Mukaddes demirezen'lerin İlk çocuklarıydı. Evlerinin damına çıkar, sabahtan akşama kadar bldiği bütün türküleri, kendinden geçerek söyler ve çokta güzel oynardı. 7 - 8 yaşlarındaydı sanırım. Bir gün geldi türküler sustu. ani gelen ölüm, dünyalar tatlısı Zübeydeyi meleklere teslim etti. " bebeğin beşiği çamdan " mektebin bacaları " onun sesin de nekadar da güzeldi. Seni seviyor ve unutmuyoruz Zübeyde.

 

BEŞİR SERBEST : AFACAN VE SAF

Çıraklar kabilesinden, Ahmet Serbest'in en küçük çocuğu idi. Bostanlıkta her oyunda, özellikle vurdulu kırdılı oyunlarda başı çekerdi. Bu yüzden yarası beresi hiç eksik olmazdı. Afacan olduğu kadar da saftı. Köyümüzde ilkokul 5. sınıftan ilk diploma alanlardan olup, okulu bitirdiğinde 17- 18 yaşlarındaydı.(1958 ) Çocukluğumuzu şenlendiren hatırasını gönlümüzde ısıtıp, Allahtan rahmet diliyor, seni unutmadık diyoruz.

 

AKKADIN ATILGAN : ACILARIN DEFTERİ

Anadolu; dullar ve yetimler ülkesidir.Katlanılması zor acılara katlanmak, Güneşte pişirilmiş ana yüreklerinde, ilahi sabrın tecellisiyle katlanılabilir olmuştur. Genç yaşta (1947 ) eşi Süleyman'ı, Yıllar sonra, gözünden sakındığı iki oğlunu kaybetti. Yine de, Sevecenliğini, simge kişiliğini kaybetmedi. Acılarını yanına alıp bizlere veda etti.Bizler de, onun değerli varlığını Allaha emanet ediyor, Gülen yüzünü anılarımızda saklıyoruz

 

SABRİ AKSOY; ERKEK GÜZELİ

Hacı Osman'ın En küçüğüydü. Yusuf Aksoy'un Kardeşi, Sami ve Şahin Aksoy'un amcaları idi. 17 yaşlarında olarak hatırlıyorum. (1951) Son derece alımlı, tabir caizse tosun gibi bir gençti. Onu son hatırladığım yer, evlerinin önünde cenazesi yıkanırken idi. Kim bilir, ne hayalleri vardı. Son nefesinde neler düşlemişti. Ulaşamadığı dileklerinin Allah katında verilmesi temennisiyle, Sabri Aksoyu Rahmetle ve hüzünle anıyoruz.

 

DURMUŞ EVRENGÜL : GÜLLÜ TEYZE HATIRASI

Hasan Çavuş' rahmet kapısına uğurlandığında henüz küçüktü. Güllü teyze'nin el bebek gül bebek büyüttüğü dünya iyisi bir çocuktu. Sürekli gülümseyen tertemiz bir yüzü, büyük küçük herkese güven veren bir terbiyesi vardı. 1960 yılında asker oldu. Dönüşte İstanbulda pazarcılık yaptı. Sonrasında Hollandaya gidip Orada kaldı. Gurbet ölümlerinin acı yüzünü, Bizlere tattırarak hakkın rahmetine kavuştu. Bu değerli ve hatırşinas insanı saygı ve özlemle anıyoruz. ( Kahkahaların Kulaklarımızda çınlıyor. )

 

DURDU GÜRBÜZ : TEKNİK BECERİ

Adnan Gürbüz'ün amcasıdır. Nihat ve Hulusi Gürbüzlerin akranı ve amca çocuğudur. Saat tamirciliği, İnşaat ustalığı gibi bir çok meslekle uğraştı. Her zaman dürüst ve merhametliydi. İçten ve ve yürekten gelen bir sammimiyeti vardı. Kayseride ikamet ettiği sırada vefat etti. Rahmet dileklerimiz onunla olsun diyoruz.
 

 

 ŞÜKRAN BAŞTEKİN : ŞÜKRANLARIMIZLA

O, Hep hüzünlü, sevgi dolu, sevgi yüklü bir anne, saygı değer bir komşumuz olarak, belleklerimizde yer tuttu. Bir kalp kırmadan yaşamanın, Allah katındaki yerini ve ödülünü bildiğimiz için, yerimiz senin yanında olsun diyor, Öpülesi ellerinden öpüyoruz.

 

MÜNİFE DÖRTKULAK (ÖZKAN ) BOSTANLIKTA BİR DUL

Kendinden ödün vererek, ağır köy şartlarında çocuklarını büyütüp hepsini okutan, hepsi birbirinden değerli evlatlar yetiştiren, kayın validemi Rahmetle anıyorum. Bizleri yanında tutmak yerine, hayatımızı kurtarmamız için, iş güç sahibi olmamızda değerli öngörüleri unutulur gibi değildi. Kendisinden razı olduğumuz gibi, Yüce Rabbimizin de, razı olmasını diler, unutmadıklarımız arasında ki yerine hoş geldin diyoruz. ( Gelini ELMAS ÖZKAN )

 

AHMET SERBEST : DÜNYASI İÇİNDE SAKLIYDI

Gözleri kapalıymışçasına, dimdik yürür, başını bazen sağa, bazen sola eğerek, kayıtsızca yürür giderdi. konuşmaz, gülmez, sessiz ve içine dönük dünyasında, nasıl yaşadığını bilmediğimiz, Bostanlığın varla yok arasındaki bir üyesiydi. Çıraklar kabilesinden Halit serbest'in babası olan Ahmet amcaya, sessizliği yırtacak kadar gürül gürül selamlar diliyor, hakkın rahmetinin yanında olmasını temenni ediyoruz

 

HACER POLAT : TAHSİN POLAT

Kadınlar boş kalınca, birbirlerini çekiştirirlerdi de, Hacer bibiyi çekiştirdiklerini hiç duymadık. Eşi Tahsin Polat, uzun yıllar köy muhtarlığı yaparken, Hacer Polat " Gönüllere sultanlık " yaptı. Son derece ölçülü, nezaket sahibi ve hoşgörülü bir hanım efendiydi. Allahtan rahmet dileklerimizle, hak ettiği "Kevser" i kana kana içmesini temenni ediyoruz.

 
 

HABİP DEMİREZEN ( ÇELEBİ ZERAFETİ )
 

Yaşam, insan oğluna çok az ve zor seçenekler sunar. Bilirsiniz işte;
Kırk katır mı, kırk satırmı? Veya, ya ol ya öl gibi.14 yaşında hayatın bu zor sorularıyla karşılaştı ve cevabını haykırdı. " Ölmek ne demek olacağım " Bostanlık insanına müteşebbis olmanın ilk örneği olarak önderlik yeptı. Nazik, çelebi ve zarif duruşuna, kibar ve ölçülü üslubunu da katarak binlerce tanıdığı arasında saygı gören ve bunu hakeden biri olarak yer aldı. Bostanlıktan ayrılıpta, bostanlıkla ilişkisini kesmeyen, hastasını ve yoksulunu ihmal etmeyen " Simge Bostanlıklı " değerli insan habip Demirezen büyüğümüze, Yüreğinizden fışkıran fatihalarla, Unutmadıklarımız bahçesinde dilediği yeri ayırıyor, Allahın rahmeti ile başbaşa bırakıyoruz.

 

 

DAVUT SAMUR ( KENDİ DEYİMİYLE - YARIM HÖKÜMET )
 

Ufacık cüssesine, Bostanlık büyüklüğündeki gönül zerafetini, adap,
erkan ve usul değerliriyle harmanladı. Namı diğer " Kara davut " diye anılması, yüreginin beyazlığını tarifi içindir. İyiliği bıraktığı yerden, karşılığını beklemeden uzaklaşırdı. Komşu ziyaretlerini bir Merkep sırtında yapması sık sık rastlanan bir alışkanlığıydı. Çokça
bilinen bir lakabı da " Yarım Hükümet " idi. Sevgili Davut Samur'u, avuçlarımız kızarıncaya kadar alkışlıyor, gönüllerimizde kurduğumuz, yarım değil, ebedi hükümetin başına davet ediyoruz. Sana olan sevgimizin, Allahın sonsuz rahmetine dönüşmesi dileğiyle "
Unutmadıklarımız " arasına hoş geldin diyoruz.

 

HAMİT AYDEMİR-(ŞEKER FAPRİKASINDA ŞEKER GİBİ ADAM)

Görünce H.Hamit Aydemir in resmini ,1940 lı yılları hatırladım.
Pazarören'e bizleri ziyarete gelirdi.Gülümsemesi hiç eksik ölmazdı,Gönül yapardı,kırmazdı.Bize moral verirdi.Saygı duyardık ona,Ağzından kötü söz çıktığını hiç işitmedim.En iyi dosttu,örnek insandı.Şeker fabrikasında görevliydi,bir kulübesi vardı,biraz dardı.Fakat onun gönlü genişti.Yıllar geçti aradan,o hakkın rahmetine kavuştu.Şimdi dar kulübede değil,arzu ettiği mekanda.en geniş alanda,bir bahçede,Ne mutlu sana güzel dost.

                                                                                       ADİL GÜRBÜZ

 

İSMAİL AKSOY-SON KORNA SESİ

Ah o kamyonlar,aşılır dağlar,yakın olur uzak yollar.Hani sen dosttun,ne yaptın o dağda,İsmail dostuna.Bu son veda,hayat bitti bir dağda.İsmail gitti,artık yok aramızda.
Boşuna basmayın kornaya,İsmail uyanmaz.o derin uykuda.Başka bir sefere çıkacak,yol alacak cennete doğru.Gelir bayramlar,el öpmek ister çocuklar,öpülecek eller yok.İsmail'e rahmetler diliyoruz                                                                                          ADİL GÜRBÜZ

 

OSMAN AKSOY-BİLİNMEZ KADER NASIL TECELLİ EDER

Osman yerleşti Bursaya,binmiştir Teleferiğe.çikmıştır Uludağa.
Uludağ bazan sisli,salıverir sisini Bursaya,o zaman Bursa tehlikeli.
Bir uğursuzluk var,çiçeklerin açtığı mart ayında.Osman uğradı saldırıya,can verdi orada.
Bursa feryat içinde.Erciyesin gölgesinde doğdu,Uludağın eteğinde gömüldü.
Aksoyum,mekanın cennet olsun.
                                                                                                  ADİL GÜRBÜZ

 

TEFFİK YILMAZ AKSOY.ŞİİR GİBİ ADAM

Bir yıldız daha kaydı.zaman tamamlandı.Ayrıldı aramızdan,genç yaşta.
Zamansız doğduk diyordu, şiirinde.ve devam ediyordu,Ecel gelecek,zaman bitti diyecek.
Hangi saatte,yelkovan kaçta duracak.Ve ecel geldi,yelkovan durdu.
Acı haberin duyuldu.Çok üzüldük.Tevfik Yılmaz.seni zamansız kaybettik,artık yoksun aramızda.Şiirlerin,resimlerin kaldı,bizler için hatıra.Sana allahtan rahmet diliyoruz.
                                                                                                       ADİL GÜRBÜZ

                                

SALİH AYDEMİR-ĞÜL KOKULU SALİH -(VEFATI 13-03-1955 )

Ey benim aziz ve sevgili amca oğlu Salih.O baharki tatlı ve lezzetli yemeklere"zehir katan bir bahardı"desem haklıyım.Çünkü babayı,anneyi evlattan,evladıda babadan,anneden ayıran bir bahardı.Ölüm genc yaşında senide buldu.Ağzı acık yolcu bekleyen ,kara toprak,o senin nazik koklanmadık,güle benzeyen vucudunu yuttu.Gidiyorsun,gidiyorsun artık.kavuşmamız ve görüşmemiz mahşere kaldı.Dilerim Allahtan mekanın cennet,şefaatcin Hazreti Muhammet olsun                                                                     HACI MUSTAFA AYDEMİR.

 

SULTAN DEMİREZEN   PRENSES

Ölüm ve doğum.Geçmiş ve Gelecek.Tıplı kar taneleri ve baharlar gibi.
Hayatımızı oluşturan değişik renkler.Birde sonsuzlığa dalınan uyku var .
Birde otuzunda bu uykuya yatmak var.Hayata doymadan derin uykuya dalmak var.
Saflıgı,temiz yürekliligi,güzelligiyle sevdiklerine elveda diyen Sultan.
Tarifsiz acılar bıraktın.Yedi cücelerin Prenses'i.Melekler seni öpecek ve uyanacaksın.
İyi geceler…Prenses

 

NUMAN TEZCAN:   SESSİZ ADAM

29 ocak 2010 da zaman tamam.
Pak bir ruh,sessiz,sedasız,gitti ebedi makama.
Ocak ayında,havalar soğuk,o üşümedi.Kalbi ve gönlü sıcaktı.Köyüm için büyük kayıptı,gönüllerde taht kurmuştu.Yumuşak kalbinle,sevginle daima hatırlanacaksın.Garibin torunusun,garıb değilsin.Ardında bıraktığın oğulların,torunların birçok dostların var.Yemen ellerinin,Erzurum tabyalarının gazisi babanı ziyarete gittin.Hediye olarak,insanlık meziyetlerinin en güzelini götürdün.Bir bahçede geçmişlerinle buluşacaksın,orada mekan kuracaksın.Gelmek ve gitmek arası çok önemli.Ya ebediyen hatırlanır,saygı ve sevgi ile anılırsınız,
Yada unutulursunuz.Emin olun siz unutulmuyacaksınız.Seni güller arasında uğurluyoruz,Güzel tebessümünü daima hatırlıyacağız.                                                  ADİL GÜRBÜZ

 

SAKİNE SAMUR "Anam ;hangi derdine yanam"

Derdin okadarmı çoktu,bazan sıkıntılı,bazan sakin bir hayat yaşadın.Yaşın erince kemale,gidenlerinimi özledin? Onlarmı çağırdı seni.2- 3- 2010 Salı günü,izinmi çıktı yolculuğa,aldın gidiş biletini.Vedamı ediyorsun,kaldırmışın bir elini.
Saygılar sana,büyük anneye.Yüzün bir tarih sayfası gibi.Çektiğin çileleri,acıları,mutlu günlerini anlatıyor bizlere.Seni törenle uğurluyorlar,iyi yolculuklar,ardından göz yaşı dökenlerin ,Son limanda çiçeklerle bekleyenlerin var,selam götür onlara.İsimleri unutulanlara.Kalanlar özleyecekler seni,bu limandan kalkan kaçıncı gemi?Hiç birisi dönmedi geri,kaldı hatıraları.Üzülme;sende hatıralarınla yaşayacaksın gönüllerde.                     ADİL GÜRBÜZ

 

DURMUŞ CEBECİ :(Durmuş Çavuş)

Durmuş Çavuş dediler,doğduğu gün verdiler bu adı.İstediler yaşamasını,mutlu olmasını.
Ailenin tek oğul evladı,hayat çizgileri biraz farklı.Gezdi,dolaştı dünyayı,mutluluğu doğduğu yerde aradı.Sevdi,sevildi,saygı duydu birlikte yaşadığı insanlara.Hep gülümsedi,yardım etmeyi benimsedi.Giderken ebedi yolculuğa,bu sevginin karşılığını buldu.A.Veysel;İki kapılı handır,diyor bu dünyaya.Sende girdin bir kapısından bu hana ve yaya,Yedin bir dilim ekmek,içtin bir fincan kahve.Bu kadarmış misafirlik,çıktın o bir kapısından.Taşındın omuzlarda,gidiyorsun verilen adrese,Adreste MEVA yazılı.Yolun açık olsun.Artık yoksun aramızda,gönüllerde yaşayacaksın.                                                 ADİL GÜRBÜZ

 

  ABDULLAH SAMUR(Marangoz)

Ne güzeldi gençlik çağın,hep gülerdin,şendin,şakalaşmayı severdin.Köy çocuğuydun,çiftciliği pek sevmezdin.Aldın rendeyi eline,köyün ilk marangozu oldun.Adın abdullah usta.Hayatın bir değişime uğradı.gittin il merkezine,çalıştın atölyelerde.Alın terinle ekmeğini kazandın.Hayat bu.Birçok sürprizlerle karşılaştın,bazılarını aştın,aşamadıklarında oldu.Kader derlerya,sende kendi kaderini yaşadın..Sana gelen hemşerilerini hep hoşgörü ile karşıladın.Bir insanın yaşaya bileceği kadar yaşadın ve aramızdan ayrıldın.Görevimiz allahtan rahmet dilemektir sana.Nur içinde yat.-                                                                                                ADİL GÜRBÜZ

 
 

 

ÜLKİYE GÜRBÜZ Ah Kalbim!
Çalıştık,çabaladık bir ev yaptık iki katlı,Hayat bazen acı,bazen tatlı,ailece rahattık.
1 -6- 2010 da bir hal oldu bana,Çıkmak istedim merdivenleri çıkamadım.
Orada yığılıp kaldım,hatırlamıyorum sonrasını.Ah kalbim,beni evimden,sevdiklerimden ayırdın.
Ne yapsın hekim,durmuş kalbim,bitmiş ömrüm,Eşim tarlada,çocuklarım gurbetelde,göremedim hiç birini.Aniden alıp götürdüler beni,artık ebedi alemdeyim.
Dönüş vizem yok,gelmek istesemde gelemem.Sizlere emanet ettim mavi gözlü torunlarımı.
Ne olur ağlatmayın onları,Ararlarsa beni,söylemeyin dünyadan ayrıldığımı.
İstemem ardımdan ağlamalarını.İnekleri sağdınızmı,bekletmeyin kapıda sütcüyü.
Taşıdılar beni bir saltanat arabasıyla,Yeni bir evim var,karanlık sanmayın,ışıklarla donatılı.
Bir kase su ikram ettiler,adına Zemzem dediler.Duyuyorum duaları,okunan ayetleri,fakat konuşamıyorum.Helal edin hakkınızı,bende helal ettim.Çocuklarım,torunlarım sizleri sonkez kucaklıyamadım.İzinim bukadarmış...
Bizde sana rahmet diliyoruz,Nur içinde yat. UNUTMUYACAĞIZ.       ADİL GÜRBÜZ

 

ELİF CEBECİ:  İYİ KOMŞU

Elif bibimiz,herkesin bibisi,Durmuş Çavuş’un eşi,Miktat,Bilal,Veysel'in anaları.Örnek komşu.Bulunduğu her mekana huzur ve sevgi veren,ekmeği bol gönlü yüce herkesin acısına sevincine ortak olur,cana yakın sevimli komşumuz.Kırmadı inçitmedi .Anam seni komşu olarak cok severdi şimdi komşuluk bitmedi.Yine ve sonsuza kadar aynı mekanda komşusunuz Elif bibimizi saygı ve hürmetlerimizle,dualarımızla Allahtan rahmet dileklerimizle anıyoruz.Unutmadık unutamayız                                                                                         ADEM ÖZKAN

 

ŞEFAATTİN ATILGAN -Gülen Kişi

Bu nehal;birer birer sönüyor yıldızlar,köyümde yine bir sessizlık ve hüzün var.
Küçük park neden boş,söğütler niçin mahsun,o gülümseyen yüzlere,gülen gözlere,
Ne olduda,ağustos sıcağında aniden soldu.Serin parklaramı çağırdılar seni.Kim karşılayacak köye gelen misafirleri.Bittimi sohbetlerin,o güzel nüktelerin,dayandığın bastonu kimlere emanet ettin?Genç yaşta gitmişti fidan gibi kardeşlerin,çok acılar çektin,hissettirmedin.Nice kalpler yaptın,hiç kırmadın,köyümde bir simge idin.Kaybettik seni,şimdi ebedi alemdesin.Üzülerek hatırladık,Hacı Ahmet i,Mollayı,Nedimeyi,Zuhal i,Süleymanları,

Sevenlerin oturduğun o parkta toplandılar,ardında saf saf durdular.
Son duanı yaptılar,biraz sonra yolcusun,ebedi ayrılık var.
Yolun açık,aydınlık olsun,yattığın yer nurla dolsun..                                  ADİL GÜRBÜZ

 

FEHMİ DEMİREZEN : Sırları gizli

Köyümüm aydın kadını,kuru Şemsi nin ikinci oğlu.Önce onun eğitiminden geçti,sempatik ve sevimli idi.İlkokulu birlikte okuduk,keskin zekaya sahipti.Gençlik çağı bir kovboy gibiydi,göç etti köyden Kırıkkale ye,Girdi bir fabrikaya,geldikce köye,anlatırdı hayat hikayesini,
Kırıkkale yi ince ince,kendi gönlünce.Belinde bir tabancası,çıkardı tepeye,bazan dokunurdu tetige,Giderdi yedi mermisi,hey gidi gençlık hey.bilirdi eş,dost hatırını.Oldu emekli,birden değişti,daldı hayale,ahiret alemine,Bir bunalıma girdi,kapandı evine,kesildi dostlarla ilişkisi.Ağustos ayında,kapattı gözlerini sessizce,şimdi ebedi uykuda.Çokları tanımaz onu,gidenlerin ardından sayfasında ebedileşti.saygılarla anıyoruz.Fehmi Demirezen i.

                                                                                                         ADİL GÜRBÜZ

 

FINDIK ALTINOK: CENNET BAHCELİ

Köylümüz tepenin altında evi. Endem altınok’un eşi.Dokuz tane pırıl pırıl cocuk yetiştirdi.Yüzü nurlu  yüreği sevgi dolu.kalabalık köyümüzde,yalnız bir kadın. Aynı mahallede yaşardık,mutlu yan yana.Hiç zarar gelmezdi bir tek insana Her usulü bilirdi.Yüceydi yüreği.kücücük bir bahcesi tek varlığıydı Cesit cesit zepzeler ekerdi Emanet etti anama .İşte ozaman anladık aslında bahcenin cok büyük olduğunu. Bereketliydi,ne ekersen cok fazlasını verir.Anam son nefesine kadar bahceyi korudu,emanete iyi baktı.Anamda rahmetli olunca bahce yıkıldı.Cocuktuk cok yaramazdık.Fındık bibiyi üzecek yaramazlıklar yapardık,kızmazdı sadece anama şikayet ederdi.Affediciydi,kin bilmezdi. Kızması bile şefkat doluydu.. Ne iyi komşuydun sen öyle.seni unutmadık. mekanın cennet olsun                                                         ADEM ÖZKAN

 

KAFİYE SAMUR-(RÜZGAR GİBİ GELDİ GECTİ)

Belki coğumuz tanımayız.Rahmetli Abidin samurun ikinci eşi
Tanısakta tanımasakta o bir kadındı.köyümüze geldi,bizden biri oldu ve köylümüz oldu
Sonuçda o bir Anadır,bacıdır,kadındır.Candır,cocuklarının cananadır, eşdir Adı kadın yüreği yangın Eli öpülesidir,bizde ellerinden öpüyoruz . Unutmadık,gönüllerimizde ve sayfamızda misafir ediyoruz. Yüce Mevladan bol bol rahmet diliyoruz                          ADEM ÖZKAN

 
 

 

 

HİLAL ONAT: Sönen ışık

Mevlana nın diyarı Konya,bana vuran araba kaç numara,göremedim kaldım yol ortasında.
Ah başım,on üçtü benim yaşım,ne idi kabahatim,suçum,sevdiklerimden ayırdın.
Daha gonca gül idim,aniden soldum,ben bir Hilal;olmadan dolunay,söndü ışıklarım.
Battım ufuktan,artık birdaha doğmayacağım,
Ecel;neden kıydın bana,boyadın kana,soktun komaya,yaşama hakkım yokmuydu?
Girdim kara toprağa,bayramı bile kutlayamadım.biraz acele olmadımı?

Kitapları çantasında,Formaları askısında,bir resmi var asılı duvarda.
Kapısı kapalı,HİLAL yok odasında,
Annesi Hilalim diye bağırdı,ağladı yığıla kaldı ve bayıldı.
Hava karardıkca karardı,bulutlarda ağladı döktü göz yaşını.
Gitti omuzlarda,beyaz formasıyla,o şimdi Mevlana nın yanında.

Bu gün pazartesi,sınıfta yoklama var,okunuyor isimler,numaralar,herkes buradayım diyor.
Sıra gelince Hilal e sessizlik çöker,masasında bir gül var,onu temsil ediyor.
Arkadaşı ayağa kalkar,hıçkıra hıçkıra ağlar,sınıfta bir şaşkınlık var.
Öğretmenim;o artık aramızda olmayacak,yeri boş kalacak.
Öğretmen üzüntülü,öğrenciler üzüntülü,ogün ders yapamazlar.
Hilal bu nehal,ağlattın bizleri,anlatamadım seni.
Haydi güzelim,Cennetinde rahat uyu.                                                   ADİL GÜRBÜZ
 

 

NAİLE AKSOY :BİR ASIRLIK ÖMÜR

Atatürk ün Samsun a çıktığı yıl dünyaya geldi,91 yıl yaşadı,4 kasımda aramızdan ayrıldı.
Zaman içinde tarlada,harmanda ve ev işlerinde çalıştı,olgun bir köy kadınıydı.
Mutlu bir yaşamı vardı,Kırbıyıkların kızı,Aksoyların geliniydi.
Oda izledi Zamantının sessiz ve coşkun akışını,seyretti Torosların sisli ve karlı manzarasını.
Oldu çocukları,torunları güzelliklere güzellik kattı.
Ne yazıkki,daha önce veda etti hayata sevgili eşi ve oğlu Hayrı,olaylar birbirini kovaladı.
Çekti onların acısını fakat yıkılmadı,bir asra yakın ömür yaşadı.
Yapısıyla,davranışıyla köyün gerçek güzeliydi,zaman yıpratsada,yine bir güzellik vardı yüzünde.
Gelmişki ayrılık vakti,Felek bu ulu çınarıda aldı,elinde bastonu,örnek izleri hatıra kaldı.
Kabrin nurla dolsun,Cennet yolun açık olsun.                                       ADİL GÜRBÜZ

 
 

 

 

 

 

 

 

EMİNE (Mine) GÜRBÜZ

Anam;bir zamanlar sende yeni gelindin,güzel günler yaşamak isterdin.
Asker oldu eşin,gitti savaşa,8 yıl yolunu gözledin.
Yıllarca korkulu duygulu anlar yaşadın,bitti savaş döndü eşin.
Artık neşelisin,oldu çocukların,bunlardan biriside benim.
Hepsini bağrına bastın,ağlatmadın,geceleri beşik salladın uyumadın.
Biz senin canın,sen bizim anamızsın,ana yüreği taşırsın.

Okula giderken beni nasıl uğurladın,hatırlarım,
Ağlamadın,ağlatmadın,fakat için için yandın,keşke ağlasaydın.
Öperken yanaklarımdan,titriyordu dudakların.
Donmuşcasına ardımdan baka kaldın,sonrasını hatırlamıyorum.
Anacığım,baştacım,andıkca beni kaç gece uykusuz kaldın.
Kaç sofra kurdun,kaç misafir ağırladın.gönül sultanım.
Yaşın erdi kemale dayanmışken bastona,sonkez kucakladın,
Ağladın;damla damla aktı şakaklarından göz yaşların.
Onu hiç unutmadım.
Kapattın gözlerini,bir daha uyanmadın,anam ağlamadım.
Nasıl ağlarım;öldüğüne inanmadım,o sıcak kucağındaydım.

Ziyaret ettim kabrini,seslendim sesini duyamadım,
Öpmek istedim ellerini uzatmadın,o zaman anladım ve ağladım.
Çok zaman senden ayrı yaşadım,helal et hakkını,belki görevimi yapamadım.
Anlatmak istedim seni ,anlatamadım,nur içinde yat..                             ADİL GÜRBÜZ

 
 

 

İLYAS ZEHİR =Renkli hayat

Çocukluk dönemi ona soyadı gibi zehir olmuş olabilir.Anne ve babadan yoksun sayılır,
O yalnızdı,kaderini kendisi çizdi.Bazan ezildi,üzüldü.Gün geldi oda güldü.Mavinlik yaptı,kamyonu oldu,otobüs işletti.Herkesi dost bilirdi,Bir yuva kurdu,artık şendi,hayata gülüyordu.Bir ara Almanya'nın yolunu tuttu,gurbeti tattı.Döndü yurduna,yerleşti Antalya' ya,çocukları büyüdü.Erdi kemale.O artık yorgundu,feleğin birçok çarkından geçti.
Ağlamayı,gülmeyi öğretti,hayata neşe kattı.Ne yazıkki,mum yandıkca bitti,sonuçta söndü gitti.
Nerede doğdu,nerede büyüdü,başından neler geçti.nerede kaldı.Ve gün geldi oda gidenlerin sayfasına eklendi.Yolu açık olsun,kabri nurla dolsun.
                                                                                            ADİL GÜRBÜZ

 
 

 

 

DUDU GÜRBÜZ.

Mevsim ilkbahar,8 mayıs Anneler günü,O annelerki evinin gülü.
Büyük anne;geldimi evlatların,torunların seni ziyarete,
Neler getirdiler,bir gülmü hediye ettiler,
gönlünüzce kutladınızmı anneler gününü,sonkez öptülermi elini?
Anne olarak neler hissettin?

!! Mayıs son veda gününüz,esti ecel rüzgarı,bir yaprak daha düştü.
Bugün Erciyes sisli ve hüzünlü,kaplamış bulutlar akıtıyor göz yaşını.
Göz yaşı akıtanlara arkadaş olmuş.
Hunat tan kalkıyor bir yolcu,gidiyor yeni yurduna doğru.
Aydınlık ve nurlu ola yolu.
Orada yıllardan beri bekleyenleri var,

Yaşadın bu alemde,bazen neşeli,bazen çileli ve kederli.
Onlarda bitti,şimdi obir alemdesin,nurlu mekandasın.
Aldık bir resmini,kaydettik ismini,Gidenlerin ardından sayfasına.
Artık onlarla arkadaşsın,devamlı bu sayfada hatırlanacaksın.

                               Emekli Öğretmen Adil Gürbüz                                         

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

REDİFE (Kadef) SERBEST =Gurbette bir ana
                               
Gurbetteki ana,ne oldu sana,düştün yatağa.
Bir halmi oldu akciğerine,bak şu kaderine,
Çare bulamadılarmı derdine,yenik düştün Tümöre.

Cumartesi hazırlandın yolculuğa,seromla yaşattılar birkaç dakika,
Kapandı gözlerin,soldu yüzün,düştü kolların yanlara,
yoktur artık gurbetteki ana,sende değildi sıra,bu biraz erken olmadımı?
Etrafındaki yakınların,baktılar solan yüzüne.eğdiler başlarını.
Akıttılar damla damla göz yaşlarını.

Kabeyi etmiştin tavaf,yedi kez etrafını dolaşarak,
Pazar günü üzerini örttü bir avuç kara toprak.

Çinden,Avrupadan canların geldi ziyaretine,
Yaptılar son görevlerini,uğurladılar seni cennetine.
Beklesekte,gözyaşı döksekte,dönmez o yolcu,
Gitti ebediyete,sonsuzluğa doğru,açık olsun yolu.

Sevenlerin toplandılar,seni saygı ile andılar,
Adına sofralar kurdular,okundu Kur an ve dualar,
Umarımki ulaştı sana,
Artık bizlerden uzaktasın,haydi bacım gir cennetine,
Orada birçok yakınların var,onlarla hasret gider.

Hatıra kaldı boy boy resimlerin,seni onlarla izleyecek nesillerin.
Unutulmuyacaksın,andıkca yenilenecek hatıralar,
Gülsede yüzümüz,senin için kalbimiz ağlar.
Döndün doğduğun toprağa,orada erdin Rabbin yüce katına,
Yuvasına bağlı ana,Cennet mekanın ola,sende katıldın,gidenlerin sayfasına.

                                         Emekli Öğretmen Adil Gürbüz                            

 
 

 

 

 

 


                    MÜMTAZ YILDIZ  (KÖYLÜMÜZDÜ)

Onbir kuzey yıldızından birisi,dokuzu kaydı,kaldı ikisi
Kalanlara uzun ömürler,Mümtazda kaydı geçen ay.
Bostanlıklı başka yıldızlarda var,onlar bulut arkasındamı kaldılar?
Bizim bir stemiz vardı,oracıkta taziyede bile bulunmadılar.
Duyarım adını,yakinen tanımam Mümtazı,o Bostanlıklı.
Gitmiş Hollandaya,biraz yaşamış orada,
Dönmüş yurduna,yerleşmiş İstanbula,diger Yıldızlar gibi.
Belkide adının anlamı gibi yaşamış.
Nasıl anlatayım,anlattım gönlümden geçenleri.

Bostanlıkta doğdun,doğarken ağladın,toprak kundaklara sarıldın.
Büyüdün,fidan gibi delikanlı oldun,ve kemale erdin.
Aramızdan ayrıldın,giderken kimler ağladı,
Gelen gider,birbirini kovalarcasına,
Bakmaz felek kimsenin göz yaşına.
Geçer yıllar senide unuturlar,yalnız anneler ağlar,
oda hayatta ise,

Yazarlar mezar taşına birkaç kelam,
Yalnız o izler kalır.Hepsi o kadar.
Mekanın Cennet olsun,bizden bu kadar

                                    Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 
 

 

 

 

GÜRCİ YILDIZ =Ağlayan gözler

Mütavazi evde,Sadık Çetin in bir kızı doğdu,
Adını Gürci koydu,erkek kardeşleri yoktu.
Aile gürci değildi,bu ismi neden verdi?
Çağlayıp akan gürcidenmi,yoksa başka bir anlamımı vardı.
Soyadı gibi çetin ve sıkıntılı bir hayat içinde büyüdü.
Onunda ümitleri vardı,çocukluğunu yaşayamadı.

Annesini,babasını kaybetti onlara ağladı.
Evin yükünü omuzlarında taşıdı.
Feyyaz yıldızla mutlu bir yuva kurdu.
Çocukları oldu,geleceğe umutla bakarken,
Hayatı birden karardı,eşini trafik kazasında kaybetti.
Yine ağladı,göz yaşlarını damla damla akıttı.
Yetimleri vardı,onlara analık,babalık yaptı.
Zor şartlara katlandı,unutmak istedi unutamadı.
İçin için yandı ve ağladı.

İki gürci vardı,birisi coştu çağlayıp aktı
Diğeri durmadan göz yaşı döktü.
İyi ve kötü günler geldi geçti,kaderim dedi.
Sonbaharın ilk gününde,gün dönümünde,
Dünyaya veda etti.
Baba acısını unutmayanlar,şimdi anne için ağlıyorlar.

Doğduğun yuva olmuş köy parkı,bir ocak sönüyor ne acı.
Babandan kalan tek hatıra,kuruyan söğüt ağacı.
Cenazeler oradan kalkıyor,dualar o parkta yapılıyor,
Bu hayırlar sana yeter,

Bütün acılara ,çilelere isyanmı ettin,kader dedin gözyaşı döktün.
Üzülme sen cennetliksin,
Dileğimiz,yeni mekanda göz yaşların dinsin,
Ağlayan gözlerin ebediyen gülsün.
Unutulmayacaksın,
Gidenlerin ardından sayfasında,misafirimiz olarak yaşayacaksın.
                    Emekli Öğretmen Adil Gürbüz                                

 
 

 

 

 

 


       MELİHA AKSOY =Gurbet

Bostanlıkta doğdun,güzel ve şirin bir çocuktun,
Güldün,oynadın,bağrına basmıştı seni anan.
Genç bir kız oldun,amca oğlu Osmanla yuva kurdun,
Koyunlar,kuzular arasında köy hayatı sürdün.
Meliha sen bir köy kızıydın,orada mutluydun,
Gittin Mersine,orada çilemi çektin,yöneldin bursaya.
Hasret kaldın baba ocağına,yaşarken kendi halinizce,
Bursa uğursuz geldi size.

Katlettiler kocanı,o zaman anladın gurbette yalnızlığını.
Feryat ettin,giden gelmezki geri,
Aileyi yönlerdirmek senin görevindi,
Ne yazıkki sonbaharda Bursa senide aldı.
Feryat edenlerin var,duyamazsın o çığlıkları,
Üzerine düşen damlalar yağmur değil,göz yaşları.
Üzülme;o topraklarda yoksa Bostanlık kokusu,
Orasıda vatan parçası,ne acıki bırakıp gittin Emirhanı.

Eylül ayında,köyüne hasret,dolmuş yazgısı,
Solmuş yüzü,kalkmaz kolları,çocuklarından ayrıldı yolları,
Kaçıncı Aksoy,hangi birine yanmalı.
Yanyana iki gariban mezarı,bilmem üzerinde hangi kıtabe yazılı.

Gurbet gezdin,çileler çektin,ah o gurbetlik.
Bir telefon gelir sana,gecenin karanlığında,
Ürperir tüylerin,dolaşır el ayakların,düşersin yollara,
Bitmez o yolların ,buna kara haber derler.
Meliha sendemi aynı akıbete uğradın.

Düğün değilki mendil sallasak,dönmez günlerce ağlasak.
Sana bizlerden dualar,geride kalanlarına uzun ömürler,
Sende gidenlere dahil oldun,ebedi anılacaksın,
Mekanın Cennet olsun.
                                                    Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 ESİN AVŞAR--GURBET KIZI

Esin ne idi derdin,neden acele ettin,bir davetiyemi aldın,bırakıp gittin.
Esin rüzgarlar esin,bana biraz nefes verin.
Gitmiş ciğerlerim,kesildi birden nefesim,ömür dolmuş,doktorlar neylesin.
Kapandı gözlerim,birdaha açamadım,raporlar,işlemler tamam,
Getirdiler havaalanına,girdi yolcular pasaport kontroluna,
Kimileri mendil salladı,kimileri boynu bükük kaldı.
Yolcular koltuklarda,hepsi bir arada,bir yolcu var ayrı bir odada.
Berlinden havalandı bir uçak,karlı,dumanlı havada,
Geliyor bulutları yara yara,Esin derin uykusunda,geldi vatana.
Uçak indi havaalanına,açıldı kapılar,indi yolcular,çiçeklerle karşılandılar.
Sevinç içinde birbiriyle kucaklaştılar,alandan ayrıldılar.
Esin Avşar sen niçin inmezsin,senide bekleyenler var.
Açıldı onunda kapısı,indirildi tabutu,aktı gözlerden damla damla yaşlar.

Gurbet kızı Esin,kaderine ne dersin,cenaze demeye dilimiz varmıyor.
Genc yaşta ayrılık sana yakışmıyor,sana muhtaç cocukların var,
Ruhun semalarda,Cenneti alada,beden burada,girecek kara toprağa,
Yazılacak adın,ESİN AVŞAR diye mezar taşına,o kalacak hatıra.

Köyümün hacı Koca Bekiri,bekliyor seni,işitmiş geldiğini,
Göreceksin orada,osmanı ,İsmaili,selam götür onlara,
Senden havadis alacaklar,anlat onlara,geride bıraktıklarını.
Şu garip dünyanın halini,
Üzerini örttü beyaz karlar,duyamazsın,kimler yanar,kimler ağlar.
Senin için yapıldı dualar,mekanında rahat uyu.

                                                          Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 
 

 

 

 

 

SAMİ AKSOY-HAYALLERİ YARIDA KALDI

13 Şubat 2012 ömrümün sonu oldu,uğursuz tarih aradı beni buldu.
Yarab;nasıl yazdın bu kaderi bana,
Geçmek istedik kısa yoldan,raylar üzerinden,adı hemzemin geçiti.
Tutuldu ellerim,görmez oldu gözlerim,ecel gelmiş neylerim,geçemedim.
Arabamız kilitlendi kaldı,raylar üzerinde,
Geldi kara tren,son hızıyla yüklendi üzerimize,kaçmak istedim kaçamadım.
Çarptı bize,sürükledi metrelerce,ezdi attı bir düze,gerisini hatırlamadım.

Gitmiş kara haber yayılmış etrafa,kısa yollar uzadıkca uzamış.
Halimizi görenler orada yığıla kalmış.
Gelmiş kızlarım,baba deyip çığlıklar atmış,iki bacı karalar bağlamış.
Anam yokki cansız bedenime sarılsın,oturup başucumda ağlasın.
Kanlı çamaşırımı sandığında saklasın,ağıtlar yaksın.
Felek beni genç yaşta aldı,hayellerim vardı,hepsi yarıda kaldı.

Meliha kardeşim gitti sonbaharda,benide götürdüler şubat ayında,
Beklemeyin ,ben yokum aranızda,
Bir kaşık,bir tabak eksik koyun sofranıza.
Havalar soğuk,giysim ince,üşüyorum,neden sizden ayrı yaşıyorum.
Ne oldu bana,neredeyim şaşıyorum.
Ah o raylar,ters geldi bana bu aylar,gülen gözler niçin ağlar.

Çıktım sonsuz yolculuğa,elveda evime,elveda dostlara,
Bu kışta kıyamette,gelmişiniz uğurlamaya,
Koydunuz musalla taşına,saf tuttunuz ardımda,
Katıldınız duaya,götürdünüz omuzlarda,yeni yuvaya,
Helal edin hakkınızı,örtün üzerimi,ben artık buralıyım,
Kefenimi sıkı sarın,açıp bakmayın,dokunmayın,ağır yaralıyım.
Yaramı cennetimdeki melekler sarsın.                           

                                                                Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 

MİTHAT SAMUR-KIYMETİN ÖLCÜLEMEZ

Seni nekadar cok sevdik. neden bilmem. Kiymetli İnsan'dın.
İyi bir Baba, İyi bir Akraba, iyi bir ağbeydin. Yalan nedir bilmez'din.
Kimseyi elestirmez'din. Heb dinler'din. Cok az konuşur'dun.
Hep Gurbetler dey'din. Hic beklenmedik, bir anda aramızdan
ayrıldın. Rabbim Sevdiklerini erken alir mış, sözü meger nede
Doğru'y muş Allah'ın Sonsuz Rahmetti üzerine olsun.
Dileklerimiz'le unutmadiklarımız arasına hoşgeldin.
Mekanin Cennet olsun.

                                                                                    Mustafa Samur. (Alm/Frankfurt)
 

 
 

 

 

 

 

 

ZAFER ONAT:KONYA'NIN ACI YÜZÜ
 

Asker oldum silah taşıdım,bir yara almadan terhis oldum,
Vatan görevimi şerefle tamamladım,silah arkadaşlarımla vedalaştım.
Konya ya geldim,meslek olarak inşaat işlerini seçtim.
Çektim besmele başladım işime.

Bugün cumartesi,hava açık ve güneşli,
Sabahın erken saatinde,bir rüya ile uyandım.
Rüyamda neler gördüm,nelere yorumladım,
Başladım işime,neyi hatırladım,neden daldım.
Tetbirmi almadım,taktirmi dedim,kaderemi bıraktım.
Güneşmi vurdu gözüme,ne olduda birden savruldum.
Kaçıncı kattaydım,on saniye ölümle pençeleştim.
Kendimi yerde buldum,kırıldı her tarafım,kanlar içinde kaldım.
Gerisini hatırlamıyorum,

Yarap neydi bana kastın,bir hatamı yaptım.
Konya! Bu kaçıncı kaza,insafın yokmu.
Zafer umut bağlamıştı sana,sen ne yaptın ona.
Mevlana,bir misafir gelmişti sana,hiçmi dua etmedin,
Hilalde kaldı orada,yazık olmadımı iki Onat a.
Zafer.zafere ulaşmadan uğradın feleğin hışmına.
Ecele yenik düştün,veda ettin dünyaya.
Genç yaşta düşeriz gurbetin yoluna,dosttan ocaktan ayrı,

Akşam olur efkarlanırız,dinleriz gurbet şarkılarını.
Birgün kavuşmak niyetiyle,nasıl biter gurbetlik bilinmezki.
Bazan döneriz hediyelerle,sevinçle,kucaklaşırız ailemizle,
Bazanda acı haberlerle,cansız bedenle,sarılı kefenle.
Haydi Onatlar Konya ya,Konyada acı ve hüzün var,
Zafer şehit oldu,şehidi almaya,uğurlamaya.
Düştü bir yaprak daha,bu sonbahar da.
Genç Zafer;Kesilmiş rızkın,tükenmiş nefesin,
O kadarmış ömrün,o kadar yazmış rabbin.
Artık bizlerden ayrı mekandasın,
Dileğimiz o mekan Cennet olsun.

Feryat edilsede,göz yaşları dökülsede,dönüş yok.
Nedir bizlerden dileğin,dileğini yerine getirelim.
Kazın mezarımı,kazın,beni yeni evime yatırın.
Örtün üzerimi örtün,son duanızı yapın.
Helal edin hakkınızı,mezar taşıma kısa bir kıtabe yazın.
Gelen geçen okusun,benimde ziyaretcim olsun.
Bu acı olayı,busatırları yazmak istemedi kalemim,
Bir hatıra olarak yaşasın dedim,gidenler sayfasına ekledim.
Allahın rahmeti üzerine olsun,mekanında rahat uyu
                                                     Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 
 

 

 

 

 

 

 

 

TURNA..Yuvasıs Kuş

İnsan annesini kaç kez kaybeder?
Ben bugün ikinci kez kaybettim.
Önce,parmak kadar çocukken,
Onu aldılar benden,öksüz büyüdüm.
Görmeme izin vermediler,
Düşünce anne diye ağlayamadım.

Genç kız olduğumu,ilk aşkımı,
Okul mezuniyetleri,müsamereler,
Gelin oluşum,hiç birne tanık olamadı.
Kokusuna doyamadığım güzel kadın.

Buz gibi soğuk ülkenin,soğuktan beter gurbetinde,
Belçika da,gecedende soğuk,bir hastane odasında,
Son kez nefes aldı,
Ve artık hayat onun için akmıyor.

Boşanmış bir kadınken,
Sığdırmadıkları memleket toprağına defnedilecek.
Telefon rehberimde,"Bal Annem"diye kayıtlı hani,
Ve artık o telefonun ucunda yoksun,olmayacaksın.
Peki,ben o numarayı silecekmiyim?
Hiç olmamış hiç yokmuş gibi.
Yada orda öyle dursunmu,belki durursa ararsın gibi,
Gelmeyecek bir haberi,beklemek ne tuhaf anne !
Hemde sesin taptazeyken ruhumda...

Nurlar içinde yat,yüreğimde uyu,ANNE.
Umarım ahirette doyarım sana.

                                           Kızın Ümmühan Baltacı

 
 

 

 

 

 

 

 

 

AKİF TEKTEN-BİRAZ ERKEN OLMADIMI?
Karıncayı incitmez "deyimi tam Akif Tekten için. Saf denecek kadar temiz düşünen, yaptığı işi eksiksiz yapan, insana güven veren, hile nedir bilmeyen, sözünü dudaktan esirgemeyen, Dostları kırmaktansa eziyetlerine katlanmayı yeğleyen bir karaktere sahipti.Yakışıklı,uzun boylu ,güler yüzlü,sevgide saygıda kusur etmezdi. O hep helali sevdi.Yokluğu gordü ama hic kimsenin malında gözü olmadı. Her duruma ve kişiye karşı mesafeli durmasını bilirdi. Erken vefatın seni aramızdan ayırsa da gönüllerde hep hatırlanacaksın. Çare yok, hayat kadar ölüm de gerçektir Allah’ın Rahmeti üstünüzden eksik olmasın. Dileklerimiz'le unutmadıklarımız arasına hoşgeldin.
                                   

                                     AKİF TEKDENE AGIT

Aman amcam kızı saynaz
Ne uzaktan eden seyran
İlhan yusuf orda kalsın
Biz ederiz kara bayram

Bizim mezar uçtan uca
Kimi sehit kimi hoca
Seni adakmı verdiler
Sabulu yok bunun bence

Selvi boyuna bakayım
Dalına nazar takayım
Sen gelmessen aslan esim
İlhanada ben bakayım
 
Uzun boylu geniş döşü
Pırıl pırıl parlar saçı
Ben babama kazak aldım
Soguktur oranın kışı

Nice gelip yokladım
Yollarda düşe düşe
Kırk gün basın bekledim
Emeklerim gitti boşa

Osman hep böyle aglasın
Emek verdim havasına
Sana rahmet diliyorum
Herkes dönsün yuvasına

OSMAN TEKDEN 30.06.2013
 
 

KAFİYE GÜRCÜOĞLU-KATİM

Sevgili Katim.Kati nedemek bilmiyoruz ama  Bizim katimizdin.Seni yeteri  kadar tanıyamadık.Duyduklarımızla yetindik. Sevgi doluydun.sevgini göstermekten cekinirdin.Yada biz anlayamadık. Sözünü esirgemeden açık açık söylerdin.Kim kırılır kim incir hesabını yapmazdın.Kırdığın insanlar içinde cok üzülürdün.Gönülleri almak içinde  caba gösterirdin.. Biz inanıyoruz yüreginin  şevkat ve sevgi dolu olduğuna..  . Asıl yüreğini kimse göremedi. ,Gecim derdiyle yıllarca gurbet ellere gittin.Ne cektiğini ne yaşadığını  senden başka  kimse bilemez.Aşını ekmegini paylaşmasını severdin.Herkese hakkını helal ettiğini bilerek Katimizi Allah’ın kucaklayıcı sonsuz rahmetine emanet ediyoruz.

 

 
 

 

 

SÜREYYA ERDEM=Erdem Kişi

Süreyya ! Doğduğun gün büyük bir sevinç vardı,
Çocuklara hediyeler dağıtıldı.
Büyüklerimiz ismini Süreyya koydular.
Ailece seni el üstünde tuttular.
Gençlik çağında bir yuva kurdun,
Oldu çocukların,
Geçim derdi seni ,gurbete sürdü.
Yıllarca Almanya da çalıştın,
Belki farkında olmadan hastalık aldın.
Emekli olup yurduna döndün.
Bir yaşam ortamı kurdun.
Doğru yollarda yürüdün,
Köprüden kaç kez gelip geçtin.
Nasıl oldu da hastalığını fark etmedin.

Bir gece aniden sancılandım,
Nedir bu kan!
Damarım mı çatladı? Aktıkça aktı.
Götürdüler hastaneye,
Bağladılar bir makinaya,
Orada girmişim komaya.
Erciyes! Oksijenin mi bitti.
Süreyya elden gitti.
Doktor yaz raporumu,
Kalp durdu,hayat bitti.

Selam dostlara selam,
Helal edin hakkınızı.
Hayat iki gün,
Dün sevinç vardı,bugün hüzün.
Hocam ! Yap duanı,bekletme cemaati.
Yeni adresim belli.orası son evim.
Kapısı yok,orada ziyaret edin.

Süreyya! Senide aldık gidenler sayfasına,
Yolun cennet ola,
                                                     Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 
 

 

 

 

MUSTAFA AKSOY-Mevsim sonbahar

Mevsim sonbahar,
Esti rüzgar kırıldı dallar.
Yere serildi nice canlar.
Geldi Ambulanslar,
Kanlar içinde iki ölü var.

Yaşım henüz kırk yedi,
Yar ab sıra bana mı geldi.
Ecel dolmuşta yakaladı.
Güngören gün mü gösterdi,
Ezdi beni ezdi.

Şoför nasıl bir hata yaptı,
Hakimiyetini kaybetti.
Bariyerlere çarptı.
Dolmuş havada uçtu.
Köprüden aşağıya düştü.

Ah iş işten geçti,
Mustafa Aksoy dünyadan göçtü.
Ne sesi var nede nefesi.
Kanlar içinde yatıyor ceset i.
Görenlerin dayanmaz yürekleri.

Hayatta değil annem,
Yollar uzak duydu mu ? Macit babam.
Verildi ölüm raporum ,bu en zor anım.
Bostanlık köyüdür asıl vatanım,
Güngören de aktı kanım.
Artık İstanbul dayım.
Hangi parselde hangi numaradayım.

Ateş düştüğü yeri yaktı.
Aktı göz yaşları aktı.
Duvara asıldı fotoğrafları.
Bununla teselli bulacak çocukları,
Yaşayacak hatıraları.

Allah tan rahmetler diliyoruz.
                                               Emekli Öğretmen Adil Gürbüz

 

NİHAT GÖKER-İMAM

Köyümüzün ilk resmi imamıydı.Cok sevecen yüzü gülen,sohbeti tatlı.Komşuluk bilen.Çok saygılı ve saygın kişilikidi.Acelen neydi bu kadar erken gittin.?
O korkunc kazadan önce facebooks'ta paylastığı  son yazı.Sanki ben gidiyorum,bu yazımı ğidenler bölümümde yayınlayın dercesine kalame almış

Kim ne derse desin aklım ermiyor ben kendi kendimi bilemez oldum. Yalan dünyada bir gün yüzüm gülmüyor. Ağladım gözümü silemez oldum. Hayat güzelimiş, huzurum kaçtı. Ömür gelip geçti kuş olup uçtu. Kime güvendiysem sırrımı açtı. Ağzı sıkı bir dost bulamaz oldum. Yoruldu kalbim durup tekliyor. Herkes bütün suçu bana yüklüyor. Oğlum kızım baba diye bekliyor. Bağlandı yollarım gelemez oldum.

Sevgili Nihat bu sayfada ölümsüzleştirmek borcunu yerine getirirken, sevenleriyin içinde kopan fırtınaların dua olup ulaşmasını diliyoruz.          ADEM ÖZKAN

 

AYŞE ERDEM-FEDAKAR

Çok sevdiğimiz Genc yaşta kaybettiğimiz Süreyya ağbimizin eşi.Bizler için bir ana,bir arkadaştı.Ne kadar sırrımız var ise anlatırdık,anlatmasakda zaten anlardı.Çoçukluğumuz, gençliğimiz yanında gecti.Çok ekmeğini yedik.Hakkını halet etdiğini biliyoruz.En son Ramazan bayramında ziyaret ettim.Ne kar mutlu olmuştum,seni bir daha görmekten.Yaşadın bu alemde,bazen neşeli,bazen çileli ve kederli.Onlarda bitti,Şimdi obir alemdesin,nurlu mekandasın. Tüm gidenlere bizden selam götür. Hatıran önünde saygıyla eğilirken, Aldık bir resmini,kaydettik ismini,Gidenlerin ardından sayfasına.Artık onlarla arkadaşsın.,Devamlı bu sayfada hatırlanacaksın. Allah seninledir. Rahmetin bol olsun sevğili Ayşe aplam.                                                                                ADEM ÖZKAN

 

İSMAİL DEMİREZEN-GÜLER YÜZLÜ

Ey güler yüzlü büyük insan!! Hayatın boyunca dik durdun, Hak ve haklının yanında oldun,Rahmanın sevgili habibine komşu olursun inşallah, Kırmızı güllerle çıkmış olduğun Kutlu yolculuğun mübarek, Ruhun şad mekanın cennet olsun. Amin..
                                                                                 Kardeşi Kahraman Demirezen.

 
  Sizde sevdikleriniz,arkadaşlarınız,tanıdıklarımız hakkında. sizlerde hatıraları olan rahmetli olmuş sevdiklerimiz için iki satırda olsa yazabilirsiniz.Bu sayfaya herkez yazabilir.snırlamamız yoktur
 

 AYŞE SAMUR-HAMMANIN AYSE

Ayşe teyze,Çok sevdiğimiz Davut samuru'un esi.Örnek ve fedakar bir anne,iyi komşuluğun,vefa ve erdem gibi değerlerin hakkını vererek yaşadığı hayatını,imkanı nispetinde cömert,kanat ve kol geren, merhamet timsali bir değer olarak sürdürdü.Verdigini gizli verir sözünü açık açık söylerdi.Dölege tarlaya giderken evi yol üstü olduğundan.görmediğimiz gün olmazdı.Büyük kücük demez hal hatır sormadan gecirmezdi.Ayse teyze,Allah’ın kucaklayıcı sonsuz rahmetine emanet ediyoruz.