ALİ ÇAVUŞ TEZCAN

 

Birinci Dünya savaşının Ülkemizi dört koldan sardığı ve Mahşer'i Anadolu topraklarına kurduğu 1916 yılında askere alındı,

Arkasından ağlayanlara son bir kez daha bakıp,yanındaki iki kader arkadaşıyla birlikte Kır üssünün harmanından Gediği aşarak bir meçhule doğru çekip gitti.Erzuruma ulaştığında,Ruslara ve Ermeni komitacılara karşı savaşan,en kahraman birliklerden biri olan 15.Tümenin 2.Taburuna sevkedildi.Yanındaki yol arkadaşı ve Köylüsü Cuma Mehmet Gürbüzle aynı bölükte kader arkaşlığı yaptılar.Kısa sürede üstün başarılar gösteren Ali (TEZCAN )önce Çavuş daha sonrada,Subayların çoğunun şehit olması sonucu Yüzbaşı yetkileriyle bölük komutanlığına getirildi.15.ci Tümenin ağır savaşlar sonucu yok olması Ali Çavuş (Yüzbaşı )Tezcanın hikayesini ve nelerden geçtiğini anlatmaya yeter sanıyoruz.

Daha sonra Deli Halit Paşa'nın 15. Tümeni yeniden ayağa kaldırma çalışmalarında yakınında olacak,saygı ve itibar görecektir.Ermeni tehcirnden,Şeyh sait isyanının bastırılmasına kadar (1925)Uzun ve onurlu mücadelesinden sağ çıkmayı başararak evine dönecektir.Uzuna yakın boyu,Nur'ani yüzüne yakışan temiz ve bakımlı sakalıyla,Bostanlık köyünün Çavuş emmisi olarak 1951 yılında hayata gözlerini yumdu.biliyoruzki şehitlerimiz bu buyük komutanlarını törenle karşılayıp bağırlarına bastılar.

 

 

 

  CUMA ÇAVUŞ’UN ACILARI

 

Sene 1916, 1.dünya Savaşı bütün yıkıcılığıyla sürüyor. Cuma Mehmet Gürbüz henüz 17-18yaşında askere alınıyor. Bu kadarla bitse iyi babası Ahmet o zamanlar 45 yaşlarında, onu da birlikte askere alıyorlar. Ali Çavuş (Tezcan) askere çağırılan bir diğer bostanlıklı. Ali Çavuşla

Cuma Mehmet Gürbüz Erzurum’da on beşinci tümenin aynı bölüğüne düşerler. Ruslara karşı savaşan on beşinci tümen Kazım Karabekir Paşanın kolordusuna bağlı.  Uzun süren savaşlar sonucu ağır kayıplar veren tümen subay sıkıntısı çeker. Ali Çavuş Tezcan bu gerekçe ile yüzbaşı rütbesi alır. Cuma Mehmet Gürbüz  çavuş rütbesindedir. Ali Çavuşu bilmiyoruz ama Cuma Çavuşun askerliği 8.5 sene sürer. On beşinci tümende Halit Paşanın yakınındadır. Şeyh Sait isyanında isyanın bastırılmasında görev alır. 1925 yılında ancak evine döner. Döner ama sevinci felakete dönüşür çünkü birlikte askere gittiği tertibinden yani babasından bir daha hiç haber alınamamıştır. Yemende mi, Suriye’de mi , Kanalda mı , Allahuekber Dağlarında mı, Sakarya’da mı şehit olduğu açıklığa kavuşmamıştır.

Oğluyla askere giden bu değerli babanın yüreğindeki acıyı, babasını bir bilinmeze gönderen oğlun dramını ne kadar anlayabileceğimizi düşünün. İşiniz garantili, ekmeğiniz bol olsun ama

onları unutacak kadar duyarsız olmayın.

 

DURAN ÇAVUŞ

 

Fazla bilgimiz yok. Kurtuluş Savaşına katılan kişilerden biri.Bir gün Olsun savaştığını,savaş anılarını gündeme getirmedi.Çocukluğumuzdan biliyoruzki kimsede bir şey sormadı.Bir düğünde  şiir oku dediler uzuca bir şeydi .Bu Ülkenin hangi şartlarda bağımsızlık savaşı verdiğini bir mısra ile bakın nasıl anlatıyor .Aklımda bukadarcık kalmış.

’’Eşeklerin üstünde bombaları patlattık  ‘’