ALİ HOCA EFENDİ KIRBIYIK SİİRLERİ  
Bilgi ve belgelerini bizlerden esirgemeyen Bostanlıklı aydın emekli öğretmen Adil Gürbüz’e katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
 
                                                                                             ALİ HOCA KİM ?

Ali Hoca Efendinin yıldızı kurtuluş savaşıyla parlar. Erzurum ve Sivas kongreleri sonrası ihtiyaç duyulan milli kuvvetlerin oluşmasında kayıtsız şartsız kurtuluş savaşına destek vererek

Pınarbaşı, Tomarza ve Develi bölgelerinde etkin rol oynar. O günden sonra resmi olmasa da

sadece bostanlıkta değil bölgede vali yardımcılığına eş görev yüklenmiştir. Ve tartışılmaz yetki sahibidir. Hal böyle olunca Ali Hoca yargıçtır, eşkiyadan hırsızlıktan ihtilaflardan ve Kuvva-i milliyenin ihtiyaçlarından sorumludur. Dilediği kişileri yargılar, suçluların yakalanması sağlar. Bilhassa Maraş civarında Fransızlara karşı savaşan, gizzik duran çetesi ile temas kurar. İhtiyaçlarının karşılanmasında etkin rol oynar. Ali Efendiyi tanıdıkça şaşkınlığımız da artmaya devam ediyor. Şiirlerinden ve davranışlarından anladığımız kadarıyla aydınlanma sürecinin bölgemizdeki tek mihenk taşı olduğunu görüyoruz. Hurafe ve bağnazlığa karşı mücadele yolunu açan, ancak boyuna kadar ilkel ve geri öğretilere batmış insanlar üzerinde etkili olacak yeterli zamanı bulamamıştır. Köyün aynı zamanda imamı olmasına rağmen halkı arkasına alıp türbeye götürmemiş , kim olduğunu bilmediği insanların kutsanmasına karşı çıkmıştır. Bir başka özelliği de bilhassa o yıllarda bırakın gerçekleşmesini

düşünülmesi bile hoş karşılanmayan bir bağnazlığı, yanlış inancı yıkarak alevi bir bayanla evlendi ve şunu kanıtladı ‘’ tek olan inançlar değil insanlığın ta kendisidir.‘’ Hurafe doktoru diye tanımlanmasının ne kadar yerinde olduğuna bu davranışı ile de tanık oluyoruz.

Akla şöyle bir soru geliyor ;

Ali Hoca efendi Bostanlık ve çevresinde neden yukardaki gibi tanınmamıştır , neden sadece sözü geçen bir imam olarak tanınmıştır ? Cevabı gayet basit Ali Hocanın akıl, mantık, felsefe ve sosyal görüşü o zamanın insanlarının anlayacağı ve kavrayacağı düzeyin çok üstünde olmasındandı. Onun içindir ki özellikle Bostanlıkla dertleştiği, halleştiği hiç kimse olmamıştır. Son zamanlarda ortaya çıkan şiirlerinden de anlaşılabileceği gibi kullandığı dil , kavrama ve anlatma kabiliyeti ,yorumlarındaki özgür cesaret , tabulara kıvrak ve ince bir dille yüklenmesi elbetteki 1925-1930 yılları insanının değerlendireceği meziyetler değildi. Hep yalnız kaldığı, dostlarını Pınarbaşı, Develi gibi içe merkezlerinden seçtiği muhakkaktır.

1938 yılında vefat ettiğinde bu kadarını anlatabildiğimiz Ali hoca bizler tarafından unutulmuş olsada değerlerini unutmayan, onları layık oldukları yerde görmek isteyen ilim ve irfan sahibi aydınlarımız da vardı. 1945 yılında Pazarören beldesinde öğretmen okulu (eğitim enstitüsü) müdürlüğünün aynı okulun öğrencisi Bostanlıklı Adil Gürbüzden aldığı şiirlerini yayımlaması ilgiyle karşılanır. Ali Hocayı diğer yönleriyle araştırılarak okulun çıkardığı dergide yayımlatır. Ortaya çıkan ilgi Bostanlıklı öğrenciler Adil Gürbüz ve Mehmet Aydemir’in okulun ilgi odağı öğrenciler olmasını sağlar. O dergide yayımlanan şiirlerin hemen hepsini Adil Gürbüz ezbere bilmektedir. Yukarda yazdığımız bilgiler ve yorumlar Adil Gürbüzün anlattıklarından yola çıkılarak derlenmiştir.

Pazarören öğretmen okulu Ali Hoca ve köyünü tanımak için Niğde, Kırşehir ve çevre öğretmen okullarıyla iş birliği yaparak Duran Samur’un muhtarlığındaki Bostanlık köyünü 30 civarında öğrenci ile ziyaret ederek tam 5 gün kalırlar. Amaç köy yaşamını tanımak Ali Hoca hakkında daha geniş bilgiler toplamaktır. Adile Temiz adında bir öğretmen başkanlığında yapılan bu ziyaret sonrası Abidin Samur daha sonra dünyaya gelen kızına Adile adını koyar. Adile (Aksoy) ismini buradan almıştır.

İşte bütün bu değerleriyle en başta kuvva-i milliyeci Ali Efendi Kırbıyık bugün onu anlayan ve anlamaya çalışan Bostanlıklıların dışarıya açılan gurur dolu yüzüdür. Onu araştırmak konusunda ne kadar geç kaldığımızın üzüntüsünü belirtmeden geçemeyeceğiz..

                                                       Ali hoca Kırbıyık'dan

Ali Hoca Rahmetli, sık sık Gürün'e gidermiş. Orada bir hakim varmış. Şahitlere yemin verdirir bırakırmış, ancak yalan yemin edenler, mahkeme kapısını çıkar çıkmaz düşüp ölürlermiş. Bunu bilen Ali Hoca Karakilise köyünde, Muharrem bey'in ev'inde şu dörtlüğü söylemiş.

           Kazanız'ın adı Gürün
           Oturunuz serin serin
           Bu hakim sizde var iken
           Öldürür günde, şahidin birin.

KIRBIYIK ALİ HOCA - Tarlaya azık gecikince, gözü yolda kalmış. Azığın tadını bilenler bilir. Beliktaş, Karga sekmez ile, Karauzay arasındaki etektir. Oraya gölge düşmesi demek, vakit ikindiyi geçmesi demektir. Akmezar tarafında, bir burçak tarlasında çalışıyorlar.

           Ben, Kırbıyık Ali Hoca
           Gölge indi, Beliktaş'a
           Yaşa, Emiş bacım yaşa
           Şu gelen azık bizim ola.

           Anşe Hormusun dan geldi
           Burada da, pırçak yoldu.
           Duydunuz mu, Akmezar'lılar
            Irgatlar açlıktan öldü.

                                        ALİ HOCA EFENDİ KIRBIYIK TÜM SİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ        ANA SAYFA